Bir konuşmayı dinlerken gözkapaklarınızın ağırlaştığı oldu mu? Konuşmacı anlatmaya devam ederken siz bir yandan anlamaya, bir yandan da uyanık kalmaya çalışırsınız. Sonra içinizden şu soru geçer: “Az önce gayet iyiydim; şimdi neden uykum geldi?”
Kısa cevap: Tekdüze ya da takip etmekte zorlandığımız bir konuşma, dikkatimizi ve ilgimizi sürdürmemizi güçleştirebilir. Özellikle uykusuzsak, böyle bir ortamda uyuklamamız kolaylaşabilir. Bunu anlamak için uyku ihtiyacını, biyolojik saati ve zihnin anlatılanlarla kurduğu bağı birlikte düşünmek gerekir.
Uykunun iki temel düzenleyicisi
Uyanık kaldığımız süre uzadıkça bedenimizin uyku ihtiyacı artar. Buna uyku baskısı denir. Bir diğer etken, yaklaşık 24 saatlik ritimle çalışan biyolojik saatimizdir. Bu saat, günün hangi zamanlarında daha uyanık veya uykulu hissettiğimizi etkiler. Dolayısıyla aynı konuşmayı farklı saatlerde ya da farklı bir gece uykusunun ardından dinlemek, aynı deneyimi yaratmayabilir. NIH’nin uyku ve uyanıklık açıklaması bu iki süreci anlamak için iyi bir başlangıçtır.
Buradan çıkarılabilecek pratik sonuç şu: Uyuklayan bir dinleyiciyi yalnızca ilgisiz olmakla suçlamak da, bütün sorumluluğu konuşmacıya yüklemek de aceleci bir yargıdır. Dinleyicinin o günkü uyku ihtiyacı da tablonun parçasıdır.
Çok kolay olan da çok zor olan da sıkabilir
Sıkılmak, yalnızca “anlatılanları zaten biliyorum” demek değildir. Konu sürekli tekrarlandığında da, takip edemeyeceğimiz kadar karmaşık olduğunda da anlatılanlarla bağımız zayıflayabilir.
Westgate ve Wilson’ın araştırmalarla desteklediği model, sıkılmayı iki yönden ele alır: dikkatimizi etkinliğe verebilmek ve yaptığımız şeyi anlamlı bulmak. Zihinsel gereksinimlerin kapasitemize göre çok düşük veya çok yüksek olması, sıkılmaya katkıda bulunabilir. Anlatılanların bizim için neden önemli olduğunu görememek de ayrı bir etkendir. Ancak bu model doğrudan uykuya dalmayı açıklayan bir deney değildir; sıkılmanın nasıl ortaya çıkabildiğini açıklar. Araştırmayı inceleyin.
Üstelik her sıkılan insan uyumaz. Bazen zihnimiz başka düşüncelere kayar, bazen huzursuzlanırız. Sıkılmak, dikkatin dağılması ve uykuya dalmak aynı şey değildir.
İlgi ile uyku arasında nasıl bir bağ var?
2017’de yayımlanan bir çalışmada, farelerde motivasyon ve ödülle ilişkili bir beyin bölgesindeki belirli sinir hücrelerinin etkinleştirilmesi uykuyu artırdı; motive edici uyaranlar ise bu devrenin etkinliğini ve uykuyu azalttı. Bu bulgu, motivasyon ile uyku düzenlenmesi arasında biyolojik bir bağlantıya işaret ediyor. Ancak çalışma farelerde yapıldı: İnsanların bir konferansta neden uyukladığını tek başına kanıtlamaz. Oishi ve arkadaşlarının çalışması.
Peki, bu bir hipnoz ya da savunma transı mı?
Bir dinleyicinin gözlerini kapatması veya uyuklaması, hipnoza girdiğini göstermez. Hipnoz, odaklanmış dikkat ve telkine yanıt verme kapasitesiyle ilişkili ayrı bir kavramdır. Bu nedenle “Beyin anlamadığı konuşmadan korunmak için bilinci kapatır, bilinçaltı devralır” açıklamasını yerleşik bir bilimsel gerçek gibi sunamayız. Amerikan Psikoloji Derneğinin hipnoz açıklaması.
Bir Tai Chi ve Tao konferansında, anlatılanları takip etmekte zorlandığımı ve uyanık kalmak için çabaladığımı hatırlıyorum. Bu deneyim tanıdık olabilir; ama kişisel bir gözlem, salondakilerin hipnoza girdiğini söylemek için yeterli değildir.
Dinlerken ve anlatırken ne yapabiliriz?
Bu bilgilerden hareketle birkaç küçük deneme yapabiliriz:
- Dinlerken: Anlatılanı kendi cümlelerinizle kısa notlara dönüştürün. “Buradan hayatıma taşıyabileceğim bir fikir ne?” diye sorun. Anlamadığınız noktaları soru olarak yazın.
- Konuşurken: Konunun dinleyici için neden önemli olduğunu baştan açıklayın. Soyut fikirleri somut örneklerle anlatın; kısa sorularla dinleyicinin katılımına yer açın.
- Uyku ihtiyacını önemseyin: Dikkati canlandırmaya çalışmak, yeterli uykunun yerini tutmaz. Uygun olduğunda kısa bir ara vermek de denenebilir.
Gündüzleri sık sık istemeden uyuyorsanız veya uykululuk günlük yaşamınızı etkiliyorsa bunu yalnızca sıkılmaya bağlamayın; bir hekimle görüşün. NHS’nin gündüz aşırı uykululuk rehberi de bu durumda değerlendirme öneriyor.
Birini dinlerken zorlandığımızda kendimize biraz anlayış gösterebiliriz. Anlatırken de karşımızdakinin merakına, anlama hızına ve ihtiyaçlarına yer açabiliriz. Bazen daha iyi bir konuşmanın başlangıcı, daha çok şey söylemekten önce dinleyiciyle bağ kurmaktır.

Farklı Bir Duygu says:
Çok güzel anlatmışsınız, hep başıma geliyor, sağolsun hocalarımız :)
18 Ocak 2010 — 19:08
Osman Demirci says:
gerçekten güzel anlatmışsınız :) peki transa geçmemek için bir çözüm var mı ? Ya da bu durumu sıkılmamak için daha eğlenceli bi konuma getirme şansımız olabilir mi ?
19 Ocak 2010 — 09:43
hakanmenguc says:
Aslında öğrenciler transa geçmemek için bir sürü çözüm bulmuşlardır zaten, kimileri hayal kurar, kimileri kağıtlara resimler çizer, kimileri kendi kendine oyun oynar, fakat hiç bir kar etmiyorsa genelde insanlar uyku pozisyonuna geçiyor.
22 Ocak 2010 — 13:00
AYNUR ACUN says:
ŞÖYLE DE DİYEBİLİR MİYİZ ÖNCE SÜÜRSAL SEVİYEDE(boyutsal) KABINIZIN GENİŞLEMESİ SONRA DA DENEME YANILMAYLA BİLİNCİNE VARIP FARKINDALIKLA HAYATINIZI İDAME ETTİRMENİZ.BU GEÇİŞ DÖNEMİNDE KABINIZ DAR GELİYORSA O ENERJİ BOYUNA GÖRE( ki BİLGİ=ENERJİ) BEYİN, HASAR GÖRMEME ADINA DOĞAL SAVUNMASINI YAPARAK KENDİNİ KİLİTLİYOR VE UYKU İLE ŞUURSAL KAYITLARI YAPIYOR OLMASIN..ÇÜNKÜ BİR BEBEK MİSALİ ADIM ADIM GİRİYOR .SONRA BİLİNÇLİ FARKIDALIKLA UYKU MODUNDAN ÇIKIP BİLGİ KAPAKLARI AÇILARAK ADETA BİZDEN BİZE AKIYOR OLABİLİR MİYİZ..
25 Ocak 2010 — 13:29
CAÇ says:
bu kesinlikle dopru son iş yerimde bunu yaşadım..hiçbirşey bilmeyen biri çok şey biliyormuş modundaydı ve resmen işi götürürüyordu..ben se bidolu şeyler bildiğim halde ……..uzun mesele :))))
25 Ocak 2010 — 14:19
Melek Gokcan says:
Konu ne kadar ilginç olursa olsun, konuşan ‘gerçekten konuşmuyorsa’ elbette karşısındakiler trans olacaktır. !!!!! :) Değil mi? :(
26 Ocak 2010 — 19:28
esma says:
insan beyni ilk 7 cümleyi bilinciyle algılıyor 8.cümlede bir nevi kilitlenme yaşanıyormuş ve 8. cümle bilinçaltımıza direkt atılıp bizi en ikna edici cümle oluyormuş.Konudan konuya atlayan hızlı konuşan kişiler karşısında dikkatli olalım..
02 Şubat 2010 — 21:29
alehti says:
bu sagdaki fareyi niye doguruyomki ben
02 Ekim 2010 — 20:19
isteklerine odaklan ki senin olsun says:
Hakan bey peki ders çalışmak isterken(bir hedef varken),tam da başlamşken neden uyku gelir?Kaldı ki yarım saat dinlenmek amaçlanırken (yeni başlanmışken neden dinlenme ihtiyacı duyulur?) nasıl olurda 3 saat sonra uyanılır?Ben çözmek istiyorum bu durumumu bunlarla ilgili yardımcı olabilirseniz çok sevineceğim.Şimdiden çok teşekkürler..
05 Kasım 2011 — 23:26