Kalbin temizse hikayen mutlu biter!

İnsan hakikati değil zannı yaşar

Merhaba yol arkadaşım,

Gel, seninle zihnimizin o bitmek bilmez gürültüsünden uzaklaşıp kalbin o sessiz limanına sığınalım. Hani bazen içini bir sıkıntı kaplar, omuzlarında dünyanın yükünü taşıyormuş gibi hissedersin ya… İşte o anlarda kendine hatırlatman gereken bir sır vardır: Sen aslında hayatı değil, zihninde kurduğun o kurguları yaşıyorsun.

Hazret-i Pir Mevlânâ ne güzel söyler: “Sen düşünceden ibaretsin, geri kalan et ve kemik. Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik…”

İşte “İnsan hakikati değil, zannı yaşar” sözünün kalbi burada atar.

Vehim | Zihnin Gölge Oyunu

Tasavvufta biz buna vehim ya da vesvese deriz. Vehim, aslında var olmayan bir şeyi varmış gibi görüp ona göre kederlenmektir. Modern ilim de bugün The Pennsylvania State Üniversitesinde yapılan, Exposing Worry’s Deceit: Percentage of Untrue Worries in Generalized Anxiety Disorder Treatment başlıklı meşhur çalışmayla bunu tasdik ediyor: Çalışma diyor ki, korkularımızın %91’i hiç yaşanmıyor! Yani biz, ömrümüzün büyük bir kısmını hiç gelmeyecek olan fırtınalara barikat kurarak, hiç açmayacak yaraların sızısını çekerek tüketiyoruz.

Zihin, her on korkudan dokuzunda sana koca bir yalan söylüyor. Seni korumak bahanesiyle aslında hakikatin o yumuşak sinesinden koparıp, kendi karanlık dehlizlerine hapsediyor.

Hakikat Sert Değildir, Zan Serttir

Dostum, biz hayatı çok sert sanıyoruz çünkü onu zihnimizin kaskatı pencerelerinden seyrediyoruz. Oysa Hak (c.c.) merhamettir, lütuftur. İbn Arabî Hazretleri der ki: “İnsan, Rabbi hakkında beslediği zan üzeredir.” Eğer sen hayatı bir tehdit, geleceği bir karanlık olarak zannedersen; kendi yarattığın o karanlık zindanda yaşarsın.

Ama bir an durup, “Bu düşündüğüm şey gerçekten oldu mu? Yoksa sadece zihnimin bir oyunu mu?” diye sorduğun an, o paslı zincirler kırılmaya başlar.

Gönlünü Hafifletmek İsteyenlere Üç Sır:

  1. Zannını Güzelleştir (Hüsn-i Zan): Madem zannımızı yaşıyoruz, o halde neden en güzelini seçmiyoruz? Hayata ve olaylara “Bunda da bir hayır vardır” nazarıyla bakmak, zannı hakikate, korkuyu huzura tebdil eder.
  2. Teslimiyet Yükü Bırakmaktır: Şems-i Tebrizi’nin o eşsiz sözünü hatırla. Kontrol etmeye çalıştıkça yorulursun. Akışa bırakmak, “Gelen başım üstüne” diyebilmek, zihnin hapishanesinden çıkış biletindir.
  3. Vakit Bu Vakittir (Dem Bu Demdir): Kaygı her zaman “ya olursa” diyerek gelecekte gezinir. Oysa hakikat sadece “şu an”dadır. Şimdi nefes alabiliyorsan, şimdi kalbin atıyorsa, güvendesin demektir. Geleceğin kaygısı zihnin masalıdır, şimdinin huzuru kalbin gerçeğidir.

Yol arkadaşım,

Korktuğun şeylerin çoğu hiçbir zaman olmayacak. O yüzden o ağır zırhları çıkar, omuzlarındaki yükleri yere bırak. Zihnin vesveselerine değil, kalbinin hakikatine kulak ver.

Unutma; hayat, senin zannettiğin kadar zor değil, sadece senin zannettiğin kadar…

Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.