Yıllar önce okuduğum, Harvard Medical School’da görev yapan Nicholas Christakis ve James Fowler tarafından yapılan ve dünyanın en saygın tıp dergilerinden biri olan The New England Journal of Medicine’de yayımlanan bir araştırma beni uzun süre düşündürmüştü. Araştırmacılar 20 yılı aşkın süre boyunca 12 binden fazla insanı takip etmiş ve ilginç bir sonuca ulaşmışlardı: Bir kişinin yakın arkadaşı obez olduğunda, o kişinin de obez olma ihtimali yaklaşık yüzde 57 artıyordu.
Bu oldukça şaşırtıcı bir sonuç. Çünkü arkadaşınızın yediği yemek sizin midenize girmiyor. Onun yaptığı egzersizi siz yapmıyorsunuz. Ama buna rağmen onun alışkanlıkları, hayata bakışı ve normal kabul ettiği davranışlar zamanla sizi etkiliyor. Aslında araştırma bize sadece kilo almayı değil, insanın insandan nasıl etkilendiğini anlatıyor.
Bu çalışmayı okuduğumda aklıma hemen Mevlânâ’nın şu sözü geldi: “Kiminle gezdiğinize, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle, karga çöplüğe götürür.”

Tasavvufun asırlardır anlattığı bir hakikati bugün bilim farklı bir dille anlatıyor: İnsan yalnız başına değişmez. İnsan, birlikte olduğu insanlarla değişir.
Bu yüzden tasavvuf geleneğinde sohbet çok önemlidir. Dergâhlar sadece bilgi öğrenilen yerler değildir. İnsanların birbirinin hâlinden etkilendiği, birbirine ayna olduğu yerlerdir. Çünkü bazı şeyler kitap okuyarak öğrenilir ama bazı şeyler ancak birlikte yaşanarak öğrenilir.
Bir insanın huzuru bulaşıcıdır.
Şükrü bulaşıcıdır.
Cesareti bulaşıcıdır.
İnancı bulaşıcıdır.
Tıpkı korkunun, öfkenin ve umutsuzluğun bulaşıcı olduğu gibi.

Bireysel Çalışma mı daha etkili yoksa Grup İçinde Değişim mi?
Bilimsel araştırmalar, grup terapisinin insanlar üzerindeki değişimde çok güçlü bir etkisi olduğunu gösteriyor. Ünlü psikiyatrist Irvin Yalom’un da belirttiği gibi, grup ortamı bir “sosyal laboratuvar” gibidir; burada insanlar kendilerini başkalarının gözünden görme şansı bulurlar. Grupta sadece terapistten değil, benzer sorunları yaşayan diğer insanlardan da destek alırsınız. Bu durum “yalnız olmadığınızı” fark etmenizi sağlar, sosyal becerilerinizi geliştirir ve kazandığınız yeni davranışları güvenli bir ortamda hemen denemenize olanak tanır. Kısacası, bir başkasına yardım ederken iyileşme (özgecilik) ve grup içindeki canlı etkileşimler, bireysel terapideki içgörülerin gerçek hayatta daha kalıcı ve sağlam bir alışkanlığa dönüşmesini kolaylaştırır.
Bu yüzden birçok kişi bireysel gelişim yolculuğunda yıllarca tek başına ilerlemeye çalışıyor ama gerçek sıçramayı bir topluluğun parçası olduğunda yaşıyor.
Yıllardır yaptığımız kamplarda ve eğitimlerde buna defalarca şahit oldum. İnsanlar bazen bir eğitim için geliyorlar ama sadece bilgiyle dönmüyorlar. Dostluklarla dönüyorlar. Destekle dönüyorlar. Kendilerini anlayan insanlarla dönüyorlar.

Çünkü aynı değerlere sahip insanların aynı masada oturmasının ayrı bir bereketi vardır.
Bir insan tek başına motive olmaya çalışırken zorlanabilir. Ama yanında aynı yolda yürüyen insanlar olduğunda yol kolaylaşır.
Tek başınayken vazgeçmek kolaydır.
Birlikteyken devam etmek kolaylaşır.
Tek başınayken insan kendi hikâyesine sıkışabilir.
Birlikteyken yeni bakış açıları kazanır.
Tek başınayken yarasını sadece kendisi görür.
Birlikteyken başkalarının ışığı kendi karanlığını aydınlatır.
Bu yüzden manevi yolculuk sadece kitap okuyarak ilerlemez. Sadece video izleyerek de ilerlemez. İnsan bazen aynı niyeti taşıyan insanların arasına girmelidir. Çünkü bulunduğumuz ortam, zamanla kim olduğumuzu belirler.

Bugün kendinize şu soruyu sorun:
En çok vakit geçirdiğim insanlar bana ne katıyor?
Beni daha umutlu mu yapıyorlar?
Daha huzurlu mu yapıyorlar?
Daha bilinçli mi yapıyorlar?
Yoksa sürekli korkularımı mı büyütüyorlar?
Mevlânâ’nın dediği gibi, bülbülle gezen gülü bulur. Eğer kalbimizi güzelleştirmek istiyorsak, güzel insanların arasına girmemiz gerekir. Eğer huzur istiyorsak, huzuru arayanlarla birlikte yürümemiz gerekir. Eğer değişmek istiyorsak, değişim yolunda olan insanlarla aynı sofrayı paylaşmamız gerekir.
Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey yeni bir bilgi değildir.
Yeni bir çevredir.
Yeni bir dostluktur.
Yeni bir sohbettir.
Ve bazen yıllardır tek başına çözmeye çalıştığı meseleler, doğru insanların arasında oturduğunda yavaş yavaş çözülmeye başlar.
Belki de bu yüzden tasavvuf yolunda “birlik” bu kadar kıymetlidir.
Çünkü bazı kapılar yalnız açılmaz.
Bazı kapılar birlikte açılır.
