Kalbin temizse hikayen mutlu biter!

Yazar: Hakan Mengüç (page 25 of 39)

119 Yaşındaki Tai Chi Ustası Lu Zijian ile Tanışın

2012 yılı itibariyle 119 Yaşında olan Tai Chi Ustası Lu Zijian ile tanışın. Bu arada daha önce yazdığım uzun yaşam ile ilgili yazıma da buradan bakabilirsiniz.

Öncelikle bir kaç bilgi vermek istiyorum;
Chi: Yaşam Enerjisi demek. Eski Çinliler ona Chi demiş, Romalılar Spiritus, Hindularsa Prana,  moden dünyamızda ona evrensel yaşam enerjisi vb. şekillerde tanımlıyoruz. Tüm canlılarda bulunan bir enerji.
Bugün biyologların Morfogenetik alanlar ve tüm canlı varlıklarda bulunduğu tespit edilen biyofotonlar olarak tanımladığı enerji. (Yakında bu konuda bir paylaşım yapacağım.)

Ben de Tai Chi Chuan ve Chi Gong konusunda değerli hocalarla çalıştım. Temel olarak Tai Chi, Chi Enerjisini yönlendirmek ve kullanmak üzerine kuruludur ve inanılmaz bir çalışmadır. Eğitimlerimin bir kısmında ve bireysel çalışmalarda sağlıklı bir vücut-enerjiye sahip olmaları için bu teknikleri katılımcılara öğretiyorum.

Tai Chi ustası Lu Zijian ile tanışalım.
Usta Lu Zijian 15 Kasım 1893 yılında Çin’in Yichang şehrinde doğmuş.

18 yaşında Master Li Changye’nin öğrencisi olmuş ve Dövüş Sanatları-Tai Chi Chuan üzerine çalışmaya başlamıştır.

24 Ocak 2007’de dünyanın en yaşlı insanı seçilmiş.

Şimdi sizinle 114 yaşındayken yaptığı bir konuşmayı paylaşacağım. Altyazı yok ama ben sizin onun vücudunu ve enerjisini izlemenizi istiyorum. Eğer gerçekten yaşını bilmeseydiniz, bu videoyu izledikten sonra kaç yaşında olduğunu tahmin ederdiniz?

Ayrıca bugüne kadar yaşamış en uzun insan rekoru da, Dövüş Sanatları ustası Li Ching-Yuen’indir, ayrıntılı bilgiyi buradan görebilirsiniz.

Beyin Gördüğü ile Hayal Ettiği Şey Arasındaki Farkı Bilmez

Bugün biliyoruz ki, görme denilen işlem elektrik sinyallerin göz tarafından yorumlanıp beynimize aktarılmasıdır. Yani görme gözde değil, beyinde olur.
Bir şeyi 5 duyumuzu da katarak canlı bir şekilde hayal edebilirsek, beynimiz bunu gerçekten ‘olmuş’ gibi algılayabilir. Benim ve doktor arkadaşlarımızın sayısız trans çalışması tecrübesi, bende bu fikrin sağlamlaşmasını sağladı.

Eğer bugünkü olumlu olumsuz tüm inançlarımızı beş duyumuzdan gelen veriler aracılığı ile oluşturduysak, güçlü bir imajinasyon çalışması ile olumsuz inançları yok edip, olumlu inançları tekrar oluşturabilme şansımız olur.

Bugüne kadar trans ile yapılan imajinasyon çalışmasını bir çok kişiye yardım etmek için kullandım. Bursa’da 100 metre koşusunda çalıştırdığım bir genç Bursa birincisi olmuştu, imajinasyon çalışmalarıyla destek verdiğim Mustafa Alımcı Karate Dünya Şampiyonu oldu, pek çok kişi doktor tedavisinde devam ettirdiği hastalığını ek olarak bu teknikleri kullanarak çok hızlı yendi.

Bu yazıda göreceğiniz en alttaki video hayal gücü ile kendi kendini iyileştirmiş bir hanımefendinin görüntüsü.
Aynı zamanda kısaca anlattığım bilgilerin bilimsel açıklamalarını da aşağıya video ve yazı olarak ekledim.

Sevgiyle kalın, Hakan.

Beyin gördüğü ile hatırladığı arasındaki farkı asla bilmez. Çünkü aynı sinir ağları ateşlenir. Birlikte ölen sinir ağları birlikte ateşlenir. Birşeyi tekrar etmek hücreleri uzun süre bağlar. Eğer hergün sinirlenir, hergün didinir, hergün acı çeker, mağduriyetinize sebep bulursanız bu ağı tamamen birbirine bağlarsınız. Ağ uzun süreli ilişkidedir ki buna kimlik denir. Bu yüzden stresten uzak durmalıyız. Şunu da biliyoruz ki ateşlenmeyen sinir hücreleri ağdan kopuyor. Kimyasal üretime neden olan düşünce akışını kesince kimyasal destek de kesiliyor ve bağlı sinir hücreleri uzun ilişkilerinden kopuyor.

İmajinasyon ile İyileşme Öyküsü

Genlerimiz Kaderimiz mi? Yoksa Sadece İnanç mı?

Bir Biyolog olan Prof. Dr. Bruce H. Lipton genlerimiz ve kaderimiz üzerine konuşuyor. Bizi etkileyen şeyin genler değil, çevre bu yolla inancın olduğunu savunuyor.
İnancı oluşturan en büyük faktörlerden biri çevredir, adeta çevrenin düşünce ve görüşlerini emeriz ve kendi inançlarımız oluşur. Dr. Bruce Lipton bunu çok güzel anlatmış.

Trans çalışmalarında inancın olağanüstü etkisine sürekli şahit olduğum için bu tür bilgiler bana artık normal geliyor.

Şimdi videoyu izleyelim.

Devam

Düşünce Gücü ve Hücrelerin İyileşmesi

Bir sinirbilimci olan Dr. Joseph Dispenza düşüncelerin beden ve yaşlanma üzerindeki etkisini anlatıyor ve diyor ki;

‘Eğer hücreyi aynı tavır ve aynı kimya ile hergün tekrar tekrar bombalarsak o hücre sonunda bölünmeye karar verecektir ve bir kardeş ya da yavru hücre ürettiğinde yeni hücrenin o belirli duygusal nöropeptidler için daha fazla alıcısı olacaktır ve vitaminler, mineraller, besinler için hatta toksinlerin boşaltılması için daha az alıcısı olacaktır.

Yaşlanmanın önemi düzensiz protein üretimidir.
Yaşlanınca ne olur?
-Cildimiz esnekliğini kaybeder.Elastin’de zaten bir proteindir.
Enzimlerimize ne olur?
-İyi sindiremeyiz.
Eklem sıvımıza ne olur?
-Bunlar proteinlerdir. Kireçlenip kayganlaşırlar.
Kemiklerimiz ne olur?
-İncelirler.

Yani yaşlanmanın nedeni düzensiz protein üretimidir. Akla şu soru gelir. ‘Gerçekten ne yediğimiz farkeder mi?’ Eğer hücre 20 yıl boyunca duygusal istismara maruz kalıp da ihtiyacı olan besin için tek bir alıcısı bile kalmamışsa iyi beslenmenin bir etkisi olur mu?’

Özet Olarak

Bir odada yaşayan iyi huylu bir insan var. Bu insana her gün bir ekmek veriliyor ve böyle yaşayıp gidiyor. Sonra birden o odaya kötü huylu başka bir insan geliyor. Artık ekmeği paylaşıyorlar, hatta ekmeği getiren kişi sadece kötü huyluya veriyor. Sonra kötü huylu insandan bir tane daha oluyor ve artık iyi huylu insan o odada yaşayamıyor ve ölüyor.

Olumsuz düşünceler kötü huylu insan. Eğer o olumsuz düşünceleri her gün tekrar tekrar yaşamayı sürdürürsek tüm yemeği kötü huylu yiyiyor ve bir kötü huylu daha geliyor.(hücre bölünüyor.)

İstanbul’un Tarihi Önemi

‘Eğer bir gün dünya tek bir ülke olursa, şüphesiz ki başkenti Konstantinopolis (İstanbul) olurdu.’ demiş Napoleon Bonaparte. Peki İstanbul’u bu kadar önemli yapan özellikleri neler, bir bakalım..

İstanbul Roma İmparatorluğu, Latin İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapmış bir şehirdir.

120 İmparatora, sultana evsahipliği yapmış tek şehirdir.

3 büyük dinin kutsal emanetleri İstanbul’dadır.

2.000’e yakın inanç ve öğretiği yaşamış çeşitli dönemlerde İstanbul’da… (Bkn: İstanbul’un Kadim Sırları kitabı)

Hristiyanlık ilk kez resmi din olarak Roma İmparatorluğu zamanında İstanbul’da kabul edilmiştir.

Hz. Muhammed’in de İstanbul’la ilgili, ‘İstanbul bir gün muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.’ hadisi vardır. (Kütüb-i Sitte -Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebu Davud, İbn Mâce, Nesâî)

Aynı zamanda 3 büyük medeniyetin beşiği olmuş İstanbul.

2 kıtayı birleştiren dünyadaki tek şehir İstanbul’dur.

Bunun gibi yüzlerce bilgiyi yazmak yerine size bazı belgeselleri paylaşmak istedim. Tabii ki her belgeseli izleyip doğru ve yanlış olduğuna siz karar vereceksiniz, zira tarihin çarpıtmaya çok müsait zemini vardır.

History Channel’in İstanbul’un yeraltı şehirleri belgeseli

İstanbul’un Kadim Sırları kitabının yazarı Murat İrfan Ağcabay’ın katıldığı bir tv programından görüntüler.






Uyanın ve Hayal Kurun 1

(Not: Bu yazı dizisini 2008 yılında Pekin Olimpiyatlarını izlerken yazmıştım, fakat bu sitede paylaşmamıştım)
Biraz önce Pekin Olimpiyatları 10 bin metre bayanlar koşusunu izledim. Onları inceledim, nasıl durduklarını, nasıl hazırlandıklarını, koşarken nasıl yüz ifadesi takındıklarını… Bizim atletimiz Elvan daha 3 bin metrede belli etmişti kendini, duruşu sağlamdı ve güçlü bir şekilde koşuyordu. Dile kolay 10 bin metre… Elvan konusunda yanılmadım, son iki tura geldiğinde birinci sıraya geçmişti ve arkasında da Etiyopyalı bir atlet vardı. Elvan öndeydi ama Etiyopyalı atletin birinci olacağı belliydi, müthiş bir yüz ifadesi vardı, belki çok yorulmuştu ama yorgunluğunu asla belli etmiyordu. Elvan ise ikinciliği garantilemişti çünkü üçüncü olanla arasında 70 metre vardı ama belli ki birinci olmasına rağmen yorgun düşmüştü. Sunucu Elvan’ın birinci olacağını söylüyordu ama biraz fizyoloji (gözlem) uzmanı olsanız (ya da olimpiyat uzmanı, lakin o bayan favori gösteriliyormuş ben bilmiyordum) Etiyopyalının birinci olacağını anlardınız. Son 500 metreye gelindiğinde beklediğim oldu, Etiyopyalı müthiş bir depar attı ve 15 metre farkla birinci oldu. (Resimleri yazının sonunda görebilirsiniz.)

32 atlet vardı. Elvan ve sanırsam ilk 10 bayan en az 5-6 kişiye tur bindirdi. Biliyoruz ki bu atletlerin çalışma süreleri hemen hemen aynı. Mutlaka bazıları daha çok antrenman yapıyor ama olimpiyata hazırlanan sporcular sınırlarını sonuna kadar zorluyor. Peki ne oluyor da aynı saat süreler çalışmalarına rağmen bazıları birinci oluyor bazılarına tur bindiriliyor. Acaba uyguladıkları başka taktikler mi var?

 

Kesinlikle… Peki bu taktikler neler? Bir sürü var ama en çok kullanılan zihinsel prova teknikleri..

Şimdi biraz bu teknikler hakkında bilgi edinelim. Bunu bildiğim kadarıyla Amerika, Çin, Almanya, Kanada ve bazı Avrupa ülkelerinin sporcuları ciddi bir şekilde uyguluyor. Ve şu an ki madalya sıralaması da şöyle…

1-) Çin
2-) ABD
3-) Almanya

Tesadüf mü? Hiç sanmıyorum?

O zaman biraz inceleyelim şu teknikleri…

Muhammed Ali bu tekniklerin ustası olarak bilinir. Dünya Ağırsıklet Boks Şampiyonu George Foreman ile maçına 7 hafta kala ringde kendi kendine saatlerce Foremanla hayali olarak dövüşürmüş. Onu sıkıştırdığında ne yapacağı, nasıl devireceği vs. vs. Her ayrıntıyı gözünde canlandırırmış. (Kaynak: The Intention Experiment – Lyne McTaggart)

Ayrıca Ali maçtan önce çalışmasına ek olarak, bilinen bütün motivasyon tekniklerini uyguluyordu. Motivasyon demişken hemen bir şey anlatmak istiyorum. Atina Olimpiyatlarında Yunanistan Amerika ile yarı finalde basket maçında karşılaşıyor. Olimpiyat Atina’da olduğu için büyük bir motivasyon Yunanistan’ın üzerinde, binlerce seyircileri var. Ama karşılarındaki de rüya takım. Neyse sonunda Yunanistan rüya takımı yeniyor ve eliyor. Ve şimdi iki takım Pekin Olimpiyatlarında da karşılaşıyor ve Amerika 92-69 gibi bir farkla Yunanistan’ı mağlup ederek çok kolay bir maç çıkarıyor. Çin’in de madalya sıralamasında neden birinci gittiğini anlamışsınızdır sanırım.

Neyse biz Muhammed Ali’ye geri dönelim. Tüm motivasyon tekniklerini kullanıyor demiştik ve hatta buna ek olarak gazetecilere rakibini yendiğine dair şiirler bile okuyordu.

Archie Mora
Ne yapsa
Yere yapışacak
Dördün sonunda

Şimdi Clay sağını salladı
Pek de olmadı ama
Koca yumruk savurdu ayıyı
Doğrudan ringin dışına

Ayrıca herkesin içinde ‘En büyük benim, en büyük benim’ diye bağırışlarını da unutmamalı…

Öte yandan Muhammed’in karşılaşacağı Foreman çok güçlü birisiydi ve sadece iki maç önce yumruğu ile birisini öldürmüştü. Ancak Muhammed maçın sonucunu kafasına yazmıştı bir kere, sürekli maçın sonucunu soran gazetecilere ‘Kuvvetli bir yumruğu var ama vuramaz’ diyordu. ‘Foreman sadece insanları yere iter. Yumrukları çok yavaş, bir senede ancak hedefine ulaşır. Bu boks tarihinin en büyük bozgunu olacak’ diyerek kendinden eminliğini kat kat artırıyordu. Ve maçın sonunu siz tahmin edin.

Muhammed’in başka hünerlerinden biride cebinde oyuncak goril taşımasıydı. Sık sık televizyonlarda cebinden çıkarıp ‘Heyecanlı ola, kanınız dola, yeneceğim seni gorile, geldiğimde Manila’ya? diyordu ve küçük gorili yumrukluyordu.

Bunun yanında Ali kafasında maçın her anının provasını yaparak zihinsel provalar yapıyordu. Bacaklarındaki yorgunluğu, bedeninden akan teri, böbreklerindeki acıyı, fotoğrafçıların flaşlarını, kalabalığın çığlıklarını ve hatta Fraizer’a karşı zafer kazandığında hakemin galip geldiğini belli eden kolunu kaldırdığını anı tekrar tekrar canlandırıyordu. Bedenine maçı kazanması için emir gönderiyor ve bedeni de bu emirleri uyguluyordu. İşte gördüğünüz gibi, bir Ali kolay kolay yetişmiyor ve Ali olmak sadece çalışma ile olmuyor.

Biliyor muydunuz?

Muhammed Ali 11 maçında, maçtan önce kaçıncı raunda nakavt edeceğini söylemiş ve tamamen tutturmuştur. Bu yüzden de, ?Bu adam bunu nasıl bilebilir? diye bağlı bulunduğu spor federasyonu tarafından soruşturma geçirmiştir.

devamı gelecek…

Zihin Kontrolü Belgeseli

Zihin kontrolü hala bazı insanlara saçma gelirken, dünya bu konuda çok ilerlemiş ve 70 senedir bu konular üzerine çalışmalar yapılıyor. Aşağıdaki belgeselleri izlerken çok şaşıracaksınız, bazen de üzüleceksiniz.

Bu tip zihin kontröllerinden nasıl korunulacağını da başka bir yazı da anlatacağım.

Devam

Cem Yılmaz Belgeseli

Cengiz Özkarabekir’in yapıp-yönettiği Cem Yılmaz belgeselini çok sevdim ve Cem Yılmaz’ı ilk defa bu kadar ayrıntılı bir şekilde inceleme fırsatı sunduğu için kendisine teşekkür ediyorum.  Belgeselden alıntı;

Cem Yılmaz: ‘Ben de senin gibi olmak istiyorum diyorlar, e eşek gibi çalışmaya hazırsan niye olmayasın?’

Devam

Proksemik – Kişisel Alanlar Teorisi

Muhtemelen şu deneyimi hayatınızın bir  noktasında yaşamışsınızdır; Biri sizinle konuşmak için yanınıza gelir ama size o kadar çok yaklaşır ki kendinizi rahatsız hissedersiniz. Ya da asansöre yabancılarla bindiğinizde yaşadığınız gerginliği hatırlayın. Neden gerildiniz, çünkü özel alanınız ihlal edildi.

Proksemik Nedir?


Kişisel alanın ve insanların mesafe kullanımının incelenmesine genel olarak proksemik denir. ?Proksemik? terimini ilk kez 1963 yılında, insanların uzamsal ilişkileri ve alanları kullanarak sözsüz iletişimlerini inceleyen antropolog ve araştırmacı Edward Twitchell Hall (1914-2009) tarafından kullanılmıştır. Araştırması sırasında, prosemikle ilgili dört alan tanımladı:

1) Mahrem Bölge: 45 santimetreye kadar olan bölge

2) Kişisel Alan: 45 cm ile 1.2 metre arası

3) Sosyal Alan: 1.2 metre arası ile 3.6 metre arası

4) Kamu Alanı: 3.6 metre ile 7.6 metre arası

 

Yakın Alan: Bu alan, bedeninizden 45 cm kadar öteye uzanır. Adından da anlaşılacağı gibi, sadece çok yakın ilişkiler sürdürenler birbirlerinin yakın alanın girebilirler. Bu, genellikle dokunmak, fısıldamak, sarılmak, öpüşmek vs. için kullanılan alandır.

Kişisel Alan: Bu alan sizden yaklaşık 45 cm ötede başlar ve 1.2 metreye kadar uzanır. Yakın arkadaşlar ve sağlam kişisel bağlantılarınız olan insanlarla ilişkileriniz için ayrılmış olan alandır

Sosyal Alan: Bu alan sizden yaklaşık bir metre ötede başlar ve 3.6 metreye kadar uzanır. Bu, yeni tanışıklıklar, günlük arkadaşlıklar ve yüksek bir rahatlık seviyesine sahip olmadığınız diğer herkesi için ayrılmış olan alandır.

Kamu Alanı: Bu son alan, 3,6 metre kadar ötede başlar ve 7,5 metreye veya ötesine kadar uzanır, Kamu içindeki iletişim alanıdır; parkta veya alışveriş merkezinde yürürken ya da bir dinleyiciye konuşurken insanlar aranızda bulunan mesafedir.

 

Bunlar Bilmek Ne İşimize Yarar?

İnsanlarla iletişime geçtiğimizde sosyal alanla başlar ve sonra kişisel alana gireriz. Bu çok dikkat edilmesi gereken bir konudur, kesinlikle mahrem alana girilmemeli ve kişisel alana da girerken yavaş ve tepkiler gözlenerek girilmelidir. Birçok insanın sosyal alandan kişisel alana hızlı bir giriş yaptığını ve bu yüzden çok itici bulunduklarına bizzat şahit oldum.

Unutmayın, iletişimizin kalitesi, hayatınızın kalitesini belirler.

Kaynaklar: Personel Space Wikipedia

Understanding Body Language / About.com

The Secret Language Business / Kevin Hogan

NLP Time Line – Zaman Çizgilerini Tespit Etmek

Not: Bu yazı NLP’yi bilenler veya NLP eğitimi alanlar içindir.

Zaman Çizgileri: Zamanı Zihinsel Olarak Kodlama Şeklimiz

Zaman çizgileri sizin zamanı kodlama yeteneğinizi ifade eder. Biz zamanı belli şekillerde düşünürüz. Geçmişe ilişkin görüntüler geleceğe ilişkin görüntülerden daha farklı bir yerde olacaktır. Eğer geçmişteki olayları düşünür, gelecekte olacak olayları gözünüzde canlandırır ve onların zihinsel uzayınızın neresinde olduğunu fark ederseniz geçmişten geleceğe hayali bir çizgi çizebilirsiniz, bu da sizin zaman çizginiz olur.

Örneğin on yıl önce dişlerinizi fırçaladığınız bir zamanı düşünün. Bu görüntünün yerini tespit edin. Dişlerinizi bugün fırçaladığınızı düşünün. Yine görüntünün nerede olduğunu fark edin. Beş yıl sonra ve on yıl sonra dişlerinizi fırçalıdığınızı düşünün. Her bir görüntünün yerini tespit ettiğinizde tüm bu görüntüleri birbirine bağlayan hayali bir çizgi yaratabilirsiniz. Bu sizin zaman çizginizdir ve sizin zamanı uzamsal olarak nasıl düşündüğünüzü gösterir.

Genel olarak iki temel zaman çizgisi türü mevcuttur. Bunlardan birincisinde zaman, gelecek önünüzde, geçmiş arkanızda ve şimdiki zaman içinizde olacak şekilde yayılmıştır. Buna ?zaman içinde? adı verilir. Diğer türde geçmiş önünüzde sol tarafta yer alır, şimdiki zaman tam önünüzdedir, gelecek ise önünüzde ve sağdadır. Buna ?zaman yoluyla? adı verilir.

Zaman çizginizi burada anlatılan iki farklı yoldan birinde tespit etmenin farkı, sizin zamana yaklaşım şeklinizde genellikle bir farklılık olduğunu göstermesidir. Örneğin zamanı ?zaman içinde? olarak kodlayan kişiler genellikle geçmişi çok sık ya da çok fazla anımsamazlar; onlar geçmişi ?arkalarında bırakmıştır.? Çalıştığımız birisine geçmişteki olayları nasıl anımsıyorsun demiştim, o da sanki arkadamda karıncalar var ve beni tutmaya çalışıyorlar ama tabii ki de başaramıyorlar demişti. Mesela bu kişiyi geçmişteki olayların hiç bir zaman rahatsız etmeyeceğini anlayabiliriz. Birde Zamanı ?zaman yoluyla? kodlama eğiliminde sahip olan kişiler vardır ve genellikle olayları kolayca anımsar ve oldukça dakik olma eğilimindedir.

Kendi Zaman Çizginizi Keşfetmek

  1. Beş yıl önce dişlerinizi fırçaladığınız bir zamanı düşünün ve bu görüntüyü nerede taşıdığınızı belirleyin.
  2. Bir yıl önce dişlerinizi fırçaladığınız bir zamanı düşün,n ve bu görüntüyü nerede taşıdığınızı belirleyin.
  3. Şu anda dişlerinizi fırçaldığınızı gösteren, şimdiki zamandan bir anı düşünün ve bu görüntüyü nerede taşıdığınızı belirleyin.
  4. Bir yıl sonra dişlerinizi fırçalayacağınız bir zamanı düşünün ve bu görüntüyü nerede taşınığınızı belirleyin.
  5. Beş yıl sonra dişlerinizi fırçalayacağınız bir zamanı düşünün ve bu görüntüyü nerede taşıdığınızı belirleyin.
  6. Beş yıl önceden bir yıl önceye, şimdiki zamaman, gelecekte bir yıl ve beş yıl sonraya uzanan bir çizgi çizin. Bu sizin zaman çizginiz.
  7. Zaman çizginizi geleceğe ve geçmişe uzatın.

Buradaki kilit nokta geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle ilgili düşünme ve hissetme şeklinizi değiştirmeye nasıl başalayabileceğinizi öğrenmektir. Zamanı nasıl algıladığınızın şu anda olduğu gibi farkında olmanız onunla ilgili hislerinizi değiştirmenizi kolaylaştıran bir şeydir. Böylelikle envanter işlemi tamamlanmış oldu.

Kaynak: Get the Life You Want – Richard Bandler