yazıya ulaşılamıyor.
Yazar: Hakan Mengüç (page 24 of 39)
8 Aralık Cumartesi günü İstanbul’da 250 kişi ile yine harika bir ateşte yürüyüş semineri gerçekleştirdik.
Saat 13.00’da başlayan programımızda konuk konuşmacılarımız dinledikten sonra saat 16.00 gibi ateşi yaktık. Sonra ben katılımcılara kuralları ve nasıl yürümeleri gerektiğini anlatıp bazı çalışmalar yaptırdım.
Saat 17.30 gibi yürümeye başladık ve etkinliğimiz 19.00 gibi sona erdi.
Neden Ateşte Yürüyüyoruz? Amacımız ne?
Öncelikle her yaptığımız şeyin bir amacı olması gerekmiyor. Bir şeyi amaçsız sırf eğlenmek için de yapabiliriz. Ama bizim bir amacımız vardı, amacımız mental gücümüzü farketmek ve bazı çalışmalarla güçlendirebileceğimizi göstermek onun dışında ise bir şeyi korkmamıza rağmen yapabilmek. Cesaret korkuya rağmen eyleme geçmektir.
İnsanlar o sıcaklığı hissedip, yürüyüp, ayaklarının yanmadığını görünce büyük bir güven kazanıyorlar. Çünkü bugüne kadar bilinçaltınızda hep ateş yakar korkusu var ve siz ateş üstünde yürüyorsunuz ateş yakmıyor. İşte bu bize bilinçaltısal bir değişim sağlıyor.
Paraşütle atlamak daha riskli olmasına rağmen, ateşte yürümek insanları daha çok değiştiriyor ve heyecanlandırıyor.
Bir gün yine bir ateş yürüyüşü seminerinde görüşmek üzere.
Video ve resimlere bakabilirsiniz.
Bilinç dediğimiz yapı (korteks) tam anlamıyla gelişimini onsekiz yaşında tamamlar. Bütün davranışlarımızın, alışkanlıklarımızın kayıtlı olduğu bir oda düşünelim. Doğduğumuzda bu odanın kapısı tamamen açıktır ve içeriye her türlü bilgi girmektedir. Kapı biz büyüdükçe yavaş yavaş kapanmaya başlar.
Çocuklarda oluşan davranışsal bozuklukların en önemli nedenlerinden biri bilinçaltı kapılarının tamamen açık olması ve velilerin bunun farkında olmaması.
Mesela evinizde eşinizle bir kavga etmiş ya da bir arkadaşınıza telefonda küfür etmiş olabilirsiniz. İki gün sonra bu olayı unutursunuz, çünkü bilinçli olarak düşünür, abarttığınızı ya da o an gereksiz öfkelendiğinizin farkına varırsınız. Ama bilinçaltı kapısı tamamen açık olan çocuğunuz o olayı unutmaz ve benzer olaylarda yeni yüklemeler yaparak bunu davranışsal bozukluğu dönüştürür.
Bu yüzden çocuklarınızın yanında davranışlarınıza daha dikkat edin. Onlar sizin kadar bilinçli değiller ve tüm kayıtları bilinçaltına gidiyor.
Bilinçaltı tüm yaşananları koruma amaçlı kaydettiği için, benzer olayda vücudu hemen harekete geçirip tehlike var sinyali vermeye başlıyor. Biriken tehlike sinyalleri bazı arızalara sebep oluyor.
Çocuklar, bizim eserimiz…
Soru: Çocuklar her şeyi kayıt edip tehlike olarak mı algılıyor, o zaman yandık?
Cevap: Herkesten gelen şeyleri değil, otoritelerden (anne-baba-öğretmen) gelenler ve yoğun içerikli duygusal olayları kaydediyor.
Hakan Mengüç – 12 Kasım 2012 – 11:50
(Not: Bu yazılanlar Hakan Mengüç’ün sadece şahsi görüş ve fikirlerini yansıtır. Asla hekim önerisi değildir.)

Zihinsel Ders 1
Soru: Değiştirmek istediğim bir davranışım var, geçmişte bazı davranışlarımı kolayca değiştirmiştim bazıları daha zor, şimdi değiştirmek istediğim davranışımın zor mu kolay mı olduğunu nasıl anlayabilirim?
Cevap: Şimdi seninle bir test uygulaması yapacağız, böylece bu davranışı değiştirmenin bilinçaltın açısından kolay mı, zor mu olduğunu anlayacaksın.
Sana bazı sorular soracağım ve bu soruların cevapları ile bazı puanlar alacaksın, sonra hepsini toplayacağız. Sorulara doğru cevap vermelisin.
Alışkanlık Değerlendirme Testi
1) Değiştirmek istediğin bu davranışı kaç yıldır sürdürüyorsun?
0-10 yıl ise=1 Puan
10-20 yıl ise=2 Puan
30-40 yıl ise= 3 Puan
40 yıl üstü= 4 Puan
2) Bu alışkanlığı seviyor musun?
Evet: 1 Puan
Hayır: 0 Puan
3) Bu alışkanlığı değiştirmek istiyormusun, yoksa değiştirmek zorunda olduğun için mi değiştirmek istiyorsun? (Ya da bir zorlama sonucu mu?)
Evet: 2 Puan
Hayır: 0 Puan
4) Değiştirebileceğine inanıyor musun?
Evet: 0 Puan
Hayır: 1 Puan
5) Bir ila beş puan arasındaki skalada mutluluk dereceden kaç olurdu? (1 mutsuz, 5 çok mutlu)
1-2= 2 Puan
3= 1 Puan
5= Eksi 1 Puan (toplam puandan düşülecek)
Test Değerlendirmesi
Puanınız 0-2 arasında ise, değişim sizin kolay olacak.
3-5 arasında ise, değişim için iradenizi de kullanmak zorunda olacaksınız, zaman zaman zorlanacaksınız.
6-8 arasında ise, zorlu bir serüven için kararlı ve iradeli olmalısınız.
8 ve üstü, değişim bir çok yöntemi aynı anda kullanmalı, iradenizi kullanmalı ve tek bir noktaya odaklanmalısınız, aksi takdirde eski alışkanlığa kolayca dönebilirsiniz.
Bugün düşüncelerimizin bedenimiz ve zihnimiz üzerindeki etkisini ne kadar önemli olduğunu daha iyi biliyoruz.
Enerji ve buna benzer konuları açıklama konusunda daha fazla doneye sahip oluyoruz.
Eski Çinliler ona chi derlerdi, Romalılar spiritus, Hindular prana, Sufiler bir ben vardır bende benden içeri olarak tanımlamışlardır.
Ateş Yürüyüşü semineri öncesi yaptığım konuşmadan bir kesit;
Bilinçaltı Değişimi Sevmez,
Neden sevmez? Çünkü bilinçaltı tutarlı olmayı sever, tutarsızlık en nefret ettiği şeylerden birisidir.
‘İnsan kişiliğindeki en büyük güç, kendi tutarlılığını koruma ihtiyacıdır.‘ Anthony Robbins
Peki neden tutarlılık onun için bu kadar önemli? Bilinçaltına gelen her düşünce onun için bir tohumdur ve bu tohumu büyütmek için kendisine benzer düşüncelerden güç alır.
Para kötüdür sözü bilinçaltınıza kaydolmuşsa, bilinçaltınız bunu beslemek için hep ‘para kötüdür’ ile ilgili kanıtlar arayacaktır. ‘Fakir ama gururluyum’, ‘malım mülküm olacağına huzurum olsun’, ‘para elinin kiridir’ gibi sözler üretecek ve bunlardan güç alacaktır.
Bilinçaltı için iyi ya da kötü yoktur, o sadece tekrarlanan düşünceleri doğru kabul edip, onlar için kanıtlar arar.
Soru: Bilinçaltı için yıllardır inandığı bir şeyi değiştirmek zor mudur?
Cevap: Pek kolay değildir. Göçebe bir hayat yaşadığınızı düşünelim, bir yer buldunuz ve oraya yerleştiniz. İlk önce uzun süren emekler sonucunda bir ev yaptınız, sonra bahçeye domatesler, biberler çeşitli sebzeler ektiniz artık kurulu bir düzeniniz oluştu, her şeyi bu düzene göre ayarladınız. Sonra aniden birisi geldi ve ‘Gidiyoruz, başka bir yerde ev kuracağız’ dedi, ne düşünürsünüz, ilk önce isyan edersiniz değil mi?
İşte bilinçaltı yıllardır koruduğu bir inancı veya düşünceyi, bir çok eylem ve duygu ile bağlantılandırır. Ona göre bu onun hayatta kalması için gerekli bir inaç veya düşüncedir, bu yüzden değişme zamanı geldiğinde buna çok direnir.
Soru: Peki Bilinçaltının bu direncini nasıl kıracağız.
Cevap: Bilinçaltı yavaş ve süreklilk arzeden bir değişime daha az direnir. Hayatımdan bugün alkolü atacağım dediğinde isyan çıkarır ama her gün yarım bardak azaltacağım dediğinde (iradeli olmak kaydıyla) buna ilki kadar direnmez, çünkü çoğu zaman bunun farkında olmaz. (Sigarada durum bu şekilde işlemez, nedenini daha sonra anlatacağım.)
Biz insanlar yavaş değişimlerin farkında pek olmayız. Çocuğumuzun büyüdüğünü, göbeğimizin çıktığını, yavaş yavaş yaşlanmaya başladığımızı farketmeyiz çünkü bu çok yavaş olur.
Tokyo’dan İstanbul’a kalkan bir gemi rotasında 1 santimetre sapma yapsa, o sapmayı 3-4 gün kimse farketmez ama altı ay sonra İstanbul’da olacağına Güney Afrika’ya gitmiş olur. Sadece 1 santimetre bunu yapar.
Bu yüzden bilinçaltının direnci ile karşılaşmadan değişmek istiyorsanız, Büyük düşünün ama küçük adımlarla başlayın.
Ve her gün 1 santimetre ilerleyin, asla aksatmadan…
Her gün 1 santimetre…
BÜYÜK DÜŞÜN, KÜÇÜK ADIMLARLA BAŞLA :)
Bu yazı, genel bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir sağlık tavsiyesi, teşhis veya tedavi önerisi olarak kabul edilmemelidir. Sunulan bilgiler, profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Herhangi bir sağlık sorunu ya da durumuyla ilgili endişeleriniz varsa, lütfen bir sağlık profesyoneli ile iletişime geçiniz. Bu yazının içeriği, sadece eğitim amaçlı olup, herhangi bir kişisel sağlık durumunuza veya özel ihtiyaçlarınıza yönelik değildir. Bu yazı, teşhir amaçlı değildir ve kişisel durumlarla ilgili herhangi bir tanı içermez.
Park Jae-Sang, Güney Koreli şarkı ve söz yazarı.
Gangnam Style şarkısı ile ile tüm dünyada fenomen haline geldi.
Youtube’da en çok beğenilen şarkı olarak Guiness Rekorlar kitabına girmiş.
6 Ekim 2012 itibari ile videosu Youtube’da 381 milyon kişi tarafından izlenmiş.
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, bir müzisyenin yarattığı bir farklılık tüm dünyada inanılmaz bir karşılık görebiliyor.
Ben aşağıdaki videoyu izledikten sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim, siz de bir göz atın derim.
– Bir kitap okudum, çok etkilendim ama hayatım değişmedi dedi;
– Ben de ona, bir hafta vitamin alıp, sağlıklı beslenmekle bedenin ve sağlığın tamamen değişir mi? dedim.
– Hayır, dedi.
– Bir gün eğitime katılmakla, bir kitap okumakla hayatın değişmez. Hayatın boyunca sağlıklı olmak için her gün sağlıklı beslenmelisin. Hayatın boyunca sağlıklı bir zihne sahip olmak içinse her gün zihnini senin için yararlı kitaplar, yararlı bilgilerle beslemelisin. En önemlisi de yararlı bir çevre edinmelisin.
Neyse ki eğitimlerime katılanlar için sürekli iletişimde olacağımız bir grup var artık.
Ama unutma, o yolda sen yürüyorsun ve kimse senin için o yolda yürüyemez. Seçimler sana ait.
Bazen kaybedersin ama korkma, kaybettiğinde oradan aldığın dersi hiç bir zaman kaybetmezsin!
Hakan Mengüç – 10 Eylül 2012
Ateş Yürüyüşü binlerce yıldır çeşitli kültürlerde yapılan bir ritüeldir. Kimileri onu korkularını yenmek için, kimileri potansiyellerini tekrardan farketmek için kullanır.
Kemal İslamoğlu ve ben 200 kişiye liderlik yapıp 450 derece ateş üstünde yürüttük.
Kendi ekibimle sık sık yaptığım ateş yürüyüşünde, her seferinde ben de pozitif bir heyecan duyuyorum.
İnsan derisi 80 derecede deforme olurken, biz 450 derecede yürüyoruz.
Bilinçaltımız genelde değişimi güçlü bir deneyimle çok daha kolay kabul ediyor ve kalıpları yıkılıyor.
Bir gün beraber bu deneyimi yaşamak dileğiyle..
Ateşi yaktık bekliyoruz.
Ateş köz haline geliyor. Hazırlanıyorum, çünkü ilk ben yürüyeceğim.
Hazırım artık.
Şimdi sıra onlarda…
Korkuyu cesarete çevirme zamanı… Cesaretin ‘C’sini çıkardığında geriye ne kalır?
Ateş yürüyüşü öncesi enerjiyi hissediyoruz.
Ateş yanarken.
1) İstediğine Düşün, İstemediğini Değil
Ne olmak, ne yapmak istediğinize odaklanmalısınız, ne olmak istemediğinize değil.
Yapmak istediğim bir şey var ama;
Çok yaşlıyım, (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/119-yasindaki-tai-chi-ustasi-lu-zijian-ile-tanisin/ )
Çok kötü olaylar yaşadım bunları atlatamıyorum, (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/nazi-kampindan-kurtulan-108-yasindaki-alice-herzin-hikayesi/ )
Hastayım sağlık problemlerim var; ( bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/mutlulugu-biz-mi-olusturuyoruz-yoksa/)
Aşk acısı hayatımı mahvetti, (bu yazıya bakın https://hakanmenguc.org/tag/ask-acisindan-kurtulmak/ )
Umutsuzum, (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/madem_atesin_var_neduruyorsun_karanlikta/ )
Sorunlarıma farklı açılardan bakamıyorum, (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/insanlarin-bakmadigi-yere-bakarsan-gormediklerini-gorursun/)
Bana koçluk yapacak biri yok, (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/kendi-kendinize-koclukta-disney-metodu/)
Ben neler yaşadım bir bilsen, (o zaman bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/anthony-robbinsten-harika-bir-konusma/ )
Çok fazla reddedildim, umudum kırıldı. Motivasyona ihtiyacım var, (Buna https://hakanmenguc.org/ac-olmalisiniz-les-brown/ ve buna bakın https://hakanmenguc.org/reddedilenler/)
İşe nereden başlayacağımı bilemiyorum, (bu yazıya mutlaka bakın: https://hakanmenguc.org/icinizdeki-3-yasindaki-cocugu-kucaklayin/ )
Ben şanssızım, (bu yazıyı okuyun: https://hakanmenguc.org/sansli-misiniz-degil-misiniz/)
Hayatımdaki bu kadar engelle nasıl başarabilirim, (bu yazıyı: https://hakanmenguc.org/hayatinizdaki-engeller-gercekten-engel-mi/ ve bu yazıyı okuyun: https://hakanmenguc.org/kanseri-yenen-ve-dunyanin-en-buyuk-bisikletcisi-olan-adam-lance-armstrong/)
Geçmişe takılıp kaldım, (bu yazıyı okuyun; https://hakanmenguc.org/gecmisin-en-guzel-yani-onun-artik-gecmis-olmasidir/)
Risk alamıyorum, (bu yazıyı okuyun: https://hakanmenguc.org/en-buyuk-risk-hic-risk-almamaktir/)
Şirketim var ama tavsiye verenim yok, (bu yazıyı okuyun: https://hakanmenguc.org/starbucks_calisan_partner_iliskileri/)
Ah ah kendim olamıyorum; (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/icinizdeki_mavi_kusun_cikmasina_izin_vermek/ )
Böyle bir dünyada nasıl odaklanayım, (bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/evren-bolluk-icinde-farkettiniz-mi/)
Çok kötü şartlarda yaşayıp başarılı olan bir Türk var mı? Bizden bir şey olmaz, (o zaman bu yazıya bakın; https://hakanmenguc.org/huseyin-ozer-bir-ascinin-buyuk-azmi-buyuk-basarisi/)
Genlerimizde ne varsa onu yaşarız diyor bilim adamları, (Hangi bilim adamı diyor? bu bilimadamlarına da bakın: https://hakanmenguc.org/genlerimiz-kaderimiz-mi-yoksa-sadece-inanc-mi/)
Ayrılık acısı beni mahvetti, ( o zaman bu yazıya bakın: https://hakanmenguc.org/ask-acisinin-yararlari/#.VYrunRO8PGc
Yukarıda sırlanan tüm bahaneler sizin istediğiniz şeye değil, istemediğini şeye odaklandığınızı gösteriyor. Neden istediğimiz şeye odaklanmalıyız?
Çünkü neye odaklanırsanız enerjiniz oraya gider, enerjiniz ise sizin harekete, eyleme geçme sebebinizdir.
Eğer şişmanlığınıza, parasızlığınıza, ailevi sorunlarınıza, olanaksızlıklarınıza odaklanırsanız, enerjiniz sizi daha çok düşürür ve canınız hiç bir şey yapmak istemez. Boşuna vakit kaybedersiniz.
Her zaman ulaşmak istediğiniz şeye odaklanmalısınız. Eğer odağınız kötü şeylere kayarsa bu yazıya geri dönüp bahanelerin yanında yazan yazıları okuyun/izleyin.
Odağınız tamamsa eğer, ikinci adıma geçelim.
2) Sonuç Almak İçin En İyi Araçları Kullanın
Eğer ulaşmak istediğiniz bir hedef varsa oraya ulaşabilmek için en iyi haritaya sahip olmalısınız. Doğuya bakıp gün batımını göremezsiniz. İstediğiniz kadar olmak istediğiniz şeye odaklanın eğer doğru haritaya sahip değilseniz yanlış yere gidersiniz ve istediğiniz yere ulaşamazsınız. ‘Harikayım, çoşkuluyum, kendimi bomba gibi hissediyorum, peki niye istediğim olmuyor?’ çünkü yanlış yoldasın.
Muğla haritası ile Ankara’ya gidemezsin, ne kadar pozitif olursan ol.
Peki doğru haritayı bulmanın en kolay ve hızlı yolu nedir?
En kesin ve emin yolu o yollardan başarıyla geçmiş insanları modellemek. Başarılı insanların hayatlarını incelediğinizde mutlaka bir kaç rol modeli olduğunu görürsünüz.
Yohan Blake arkadaşı Usain Bolt’u modellemeye başladı ve bir önceki olimpiyata dahi katılmamışken, 2012 Londra olimpiyatlarında Usain Bolt’un ardından 100 metre’de ikinci oldu. Ki bizden olimpiyat tarihi boyunca kimsenin o seviyeye bile gelemediğini varsayarsak aradaki farkı biraz olsun anlayabiliriz.
Karate Dünya Şampiyonu olan Mustafa Alımcı’ya koçluk yaparken efsane olmuş Karateci Luca Valdesi’nin modellenmesi üzerinden çalışıyorduk.
Peki sizin işinizi yapan insanlar arasında en iyileri kim?
Borsacımısınız? Warren Buffet’ın kitabını okudunuz mu?
Emlak işinle mi uğraşıyorsunuz, O zaman Donald Trump’un tüm kitaplarını okuyun ve size uyanları alın uymayanları atın.
Küçük bir iş yeriniz mi var? Howard Schultz’un kitabını mutlaka okuyun.
vs. vs. örnekleri siz çoğaltabilirsiniz…
Rol modelinizi bulduysanız üçüncü adıma geçelim.
3) Seni Durduran Şeyleri Bul ve Onları Yolundan Kaldır.
Gerçekten olmak istediğiniz şeye odaklanıyorsunuz, mükemmel bir haritaya da sahipsiniz ama bir şey sizi sürekli engelliyor. Bu nedir? Bu sizin iç çatışmalarınızdır ve geçmişten getirdiğiniz bazı kilitler.
‘Başarının %20’si mekanik %80’i psikolojiktir.’
İç çatışmalarınız yüzünden 2 ileri 1 geri gidiyorsunuz. İç çatışmaların olmasını sağlayan en büyük nedenlerden birisi de geçmişte yaşadığımız bilinçaltı kilitler. Bilinçaltımız doğru veya yanlışı bilmediği için, kendini savunmak adına bir çok davranışı kaydeder ve siz pozitif olsanız da, çok çalışsanız da bazı şeyleri yapamazsınız, çünkü sizin en güçlü yanınız sizin oraya gitmenizi istemiyor. Yani ayağınızda pranga ile hedefinize koşmaya çalışıyorsunuz.
Bir önemli nokta da işinizi kötü yanları ile de sevmek ve doğuştan ya da çocukluktan yatkın olduğunuz işi yapmak. Aksi sizi çok yoracaktır ve çok zamanınızı alacaktır.
Einstein der ki, ‘Aslında herkes dahidir. Eğer bir balık ağaca çıkma yeteneği ile ölçülürse her zaman bir aptal olduğuna inanacaktır.’ Ben hepimizin doğuştan gelen güçlü yanlarımız olduğuna inanıyorum ve hayat her zaman bize o güçlü yanımızı kullanma konusunda mesajlar veriyor aslında, iyi bakarsak mutlaka göreceğiz.
İç çatışmalarınız başka olabilir? Hayattaki en büyük değeriniz dürüstlükse ve yaptığınız işin bazı yanlarının dürüst olmadığını düşünüyorsanız yine 1 adım ileri 2 adım geri gideceksinizdir.
Bu yüzden kendinize şu soruyu sorun;
1 adım ileri 2 adım geri gitmeme sebep olan ne?
Nelerden korkuyorum?
Değerlerim neler? İşim değerlerimle çatışıyor mu?
Bu yazıyı saklayın ve bir sorunla karşılaştığınızda tekrar bakın.
Mutlu ve Huzurlu Bir Yaşam Dileğiyle,
Hakan MENGÜÇ (5 Eylül 2012)



















