Kalbin temizse hikayen mutlu biter!

Yazar: Hakan Mengüç (page 27 of 39)

Mutluluğu Biz mi Oluşturuyoruz? Yoksa…?

Bu sayfayı not edin.
Çünkü kendinizi her tükenmiş hissetiğinizde aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Aşağıdaki video bize mutluluğun başımıza gelen olaylar değil, o olaylara bakış açımıza bağlı olduğunu bize gösteriyor.

İnsan her şartta isterse mutlu olabilir, her şartta kendi psikolojisini koruyabilir.

Ben de zaman zaman bu videoyu izlerim ve sizlerle de paylaşmak istedim.

Türkçe altyazılısı

Anthony Robbins’ten Harika Bir Konuşma

Anthony Robbins Amerika’da yeni başlayan programında hayattan tamamen umudunu kesmiş insanlarla çalışma yapıyor ve biz izleyenler olarak, hayatta her zaman umut olduğunu ve duygularımızın kontrölünün bizde olduğunu fark ediyoruz.

Bu konuşmayı tekrar tekrar izleyin ve şunun farkında olun ve hepimiz olalım,

Hayatımıza gelen olayları biz kontrol edemeyebiliriz aman onlara verdiğimiz anlamları biz kontrol edebiliriz.

YENİ.
Yukarıda izlediğiniz video Kamera Arkası konuşmasıydı, bölümün tamamını (İngilizce olarak) aşağıdan izleyebilirsiniz.

Başarının X Faktörü

Başarının X Faktörü

Success Magazine Amerika’nın en başarılı insanlarının hayatlarını inceleyen ve Amerika’nın kişisel gelişim alanında en etkili dergilerinden birisi. Darren Hardy ise Success Magazin’in yayıncısı…

‘Siz kendi evreninizin ortasındasınız, dünyanın geri kalanı sizin etkilerinize tepki verir. (Para, kariyer, ilişkiler vs.) Nereye bakarsanız bakın, merkezde olacaksınız.’ diyor Darren Hardy, şimdi sizi aşağıdaki konuşma ile başbaşa bırakıyorum.

Reddedilenler

Micheal Jordan’ın lisede basketbol takımından atıldığını biliyor muydunuz?

Dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Disneyland’ın kurucusu Walt Disney’in yaratıcı olmadığı için çalıştığını gazeteden kovulduğunu biliyor muydunuz?

Daha fazlası videoda…

Gerçek olan başkalarının sizin için söyledikleri değil, sizin kendinize olan inancınızdır.

Ruh Molekülü Nedir?

Spirit (Ruh) Molekül dimethyltryptamine (DMT), inceleyen, insan ve bitki ve hayvan türlerinin çok sayıda var olan bir endojen psikoaktif bileşik.

Mitch Schultz 2010 yılında bu konuyla ilgili 75 dakikalık bir belgesel yaptı, bu konuyu merak edenler veya daha fazlasını öğrenmek isteyenler için aşağıdaki videoları ekledim.

Belgeselin resmi sitesi: http://thespiritmolecule.com/

Not: Ruh Molekülü Türkçe altyazılı video youtube’dan kaldırıldığından bizim sitemizden de kaldırılmış oldu.

 

Bilinçaltı Nasıl Temizlenir?

Bu yazı, genel bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir sağlık tavsiyesi, teşhis veya tedavi önerisi olarak kabul edilmemelidir. Sunulan bilgiler, profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Herhangi bir sağlık sorunu ya da durumuyla ilgili endişeleriniz varsa, lütfen bir sağlık profesyoneli ile iletişime geçiniz. Bu yazının içeriği, sadece eğitim amaçlı olup, herhangi bir kişisel sağlık durumunuza veya özel ihtiyaçlarınıza yönelik değildir. Bu yazı, teşhir amaçlı değildir ve kişisel durumlarla ilgili herhangi bir tanı içermez.

Bilinçaltı nasıl temizlenir?
S. Freud bilinçaltı kavramını ortaya attığından beridir bir çok teori türedi. Bilinçaltı kayıtları derken ise genel olarak kastedilen şey bilinçli olarak hatırlayamadığımız, (bazen de hatırladığımız) farkında olmadığımız ama bizim hayatımızı etkileyen kayıtlardır.

En çok aldığım maillerden biri, ‘Bilinçaltımı nasıl temizlerim?’ sorusu. İnsanın aklına bir elektrik süpürgesi ile sanki bütün toz, kirin temizlenmesi ve böylelikle rahatsızlık veren tüm sıkıntılardan kurtulmak geliyor. Maalesef bilinçaltını temizlemek evimizi temizlemek gibi değildir. Çünkü zihnimizde duygular çok karmakarışık bağlantılar oluşturur. Örneğin küçükken yaşadığınız bir dayak yeme olayı, hem sizde otoriteye karşı bir ürkeklik, korku oluşturabilir fakat bunun yanında o olaydan ötürü başka konularda çok güçlü bir kişilik geliştirmenize de yol açabilir. Bu yüzden yaşadığınız rahatsızlık veren olayın hafızanızdan silinmesi sadece acıyı değil, kişiliğinizi de yok edebilir. Ayrıca silme diye bir durum da yok. Jim Carry ile Kate Winslet’ın oynadığı ‘Sil Baştan’ filmi aşk acısını hafızasından sildirmeye çalışan iki kişinin hikayesini ve daha sonra nelerle karşılaştıklarını anlatıyor. Film boyunca silme denilen olayın aslında gerçekten olmadığını görüyoruz. Hatta filmin sloganı şu; ‘Onu aklından çıkardın, peki ya kalbinden?’

Ben hep derim ki, ‘Geleceğimizi yaşadığımız olaylar değil, o olaylara verdiğimiz anlamlar şekillendirir.’ Bu yüzden geçmişte yaşadığımız kötü anıları silemeyiz ama onların anlamlarını değiştirebiliriz.

Peki Geçmişte Bizi Rahatsız Eden Bir Olayı Nasıl Değiştirebiliriz?

 1) Yüzleşme: Bir olayla ne kadar fazla karşılaşırsanız, duygusal yoğunluğu o kadar azalacaktır. Sözgelimi denize hayran biri deniz kenarına taşındıktan 1-2 ay sonra artık deniz ona sıradan gelmeye başlayacaktır.. Ya da yüksek sesli bir yerde uzun bir süre kalırsanız o ses artık sizi rahatsız etmeyecektir, sıradanlaşacaktır. (Psikolojide buna hedonik adaptasyon denir.)

Köpekten korkan insanları ‘kendi kontrölüm’ altında köpeklerin yanına sokarım ve bir süre sonra köpeklerle ilgili korkuları duyarsızlaşır ve tamamen yok olur.

Hayattaki korkularımızla yüzleştiğimizde onların aslında korkulacak bir şey olmadıklarını çoğu zaman keşfetmişizdir.

2) Güçlü Bir Kimlikle Anlam Değiştirme: Güçlü Bir Kimlik metodu ile geçmişe dönüp o olayla yüzleşebilirsiniz. İlk önce hayran olduğunuz güçlü bir kişiyi düşünün ya da bir hayvanı… Şimdi onun tüm özelliklerini alıp, hatta o olup sizi rahatsız eden o anıya gidin. Tam o anının içine girdiğinizde şu soruyu sorun: Bu olay …… (kendi isminiz) ne öğretti? (Fakat bu soruyu rol modeliniz veya seçtiğiniz güçlü bir hayvan olarak soracaksınız.)

Bu yöntem yüzleşmeye korktuğunuz bir anınızın karşısına güçlü bir kimlikle çıkmayı sağlar. Bir aslanda korktuğunuzu varsayalaım ama Yeşil Dev (Hulk) olsaydınız muhtemelen korkmazdınız :)

Güçlü bir kimlikle anlam değiştirme güçlü bir şekilde olaylarla yüzleşmenizi sağlamaktadır.

3) Resimlerin Boyutları ve Seslerini Değiştirme: Zihnimizdeki tüm kayıtlar beş duyumuzdan gelen verilerle oluşur. (Resim,ses,koku,tat,dokunma)

Geçmişe ait tüm yaşanan olaylar beynimizde bir film dosyası şeklinde depolanıyor. Bazıları HD kalitesinde depolanırken bazılarının görüntü kalitesi çok bozuk oluyor. Bazılarının sesleri 5+1?ken bazılarının sesleri çok bozuk çıkıyor. Bazı görüntüler 100 ekranken bazıları 37 ekran olarak kaydediliyor. (Koku ve tatları şimdilik katmıyorum)

dev_ekran

Genellikle bir fobi (yoğun duygusal olay) oluşurken, beynimiz yaşanan olayı ve beraberinde  yoğun duyguları o kadar net bir şekilde kaydediyor ki, adeta 200 ekran, HD kalite 5+1 ses sistemi gibi ve ne zaman o fobi ile ilgili bir uyaran görse (mesela örümcek, yılan vs.) yaşadığı olay hemen tüm canlılığı ile gözünün önüne geliyor ve aynı korkuyu yaşıyor.

ses_sistemi

10 senedir, dar kapalı alanlara karşı fobisi olan bir arkadaşımla çalışıp bu fobisini tam 5 dk.?da yok etmesini sağladım. Üstüne bir yorgan attığınızda daha 1. saniyesinde çığlık atıp bağırıyordu.

kapali_alan_fobisi

İlk önce onunla görüntüsü hakkında konuştum, tabii ki bu gördüğü görüntü aynen yukarıda bahsettiğim gibi çok canlı bir görüntüydü. İlk önce korkma anını bir film gibi izledik ve ona bazı komik detaylar koyduk. Böylece absürd bir komedi gibi olacaktı. (Korkunç Bir Film serisi gibi) Filme o kadar çok saçma sapan ayrıntı koydum ki gülmeye başladı. Sonra görüntüyü 100 ekrandan 37 ekrana indirdim, sesleri de bulanıklaştırdım. Ve bir kaç düzenleme daha yaptıktan sonra, aynı şeyi bir kaç defa daha yaptırdım.

Şimdi deneme zamanı gelmişti. Yorgan ve pike gibi şeyi tekrar üstüne atacak 20 saniye tutacaktım. Yorganı üstüne attım, atar atmaz kahkahalarla gülmeye başladı. ?Yahu senin korkman gerekiyor, niye gülüyorsun? dedikçe daha fazla gülmeye başladı, hatta gözlerinden yaşlar geldi. Dedim ister gül ister gülme 20 saniye tutacağım bunu :) 20 saniye tuttum ve hiç bir korku hissetmeden, çok rahatlamış bir şekilde kalktı.

Not: Organizmanın hayatta kal komutuna giren ve duygusal yoğunlukla tekrarlanmış olaylarda bu teknik işe yaramayabilir. Bir Psikiyatr’a danışmanız tavsiye edilir.

Aynı zamanda kişi bundan ikincil bir kazanç sağlıyorsa doğal olarak bunu yapmak istemeyecek, yapmak istese bile zihninde canlandıramayacaktır.

Evrene Yolculuk Belgeseli

Yönetmenliğini Semra Sander’in yaptığı, TRT televizyonlarında gösterime girecen uzay, dünya, ay, gezegenler, güneş sistemi, zaman, kara delikler gibi konuların işlendiği Evrene Yolculuk Belgeseline ait videolar.

 
[video_left][video_frame]
[iframe url=”http://www.youtube.com/embed/NIHBAcuxYpM?rel=0″ width=”572″ height=”312″ scrolling=”no” frameborder=”0″ marginheight=”0″]
[/video_frame]
[/video_left]

[video_left][video_frame]
[iframe url=”http://www.youtube.com/embed/q3ZCZ5BdNfc?rel=0″ width=”572″ height=”312″ scrolling=”no” frameborder=”0″ marginheight=”0″]
[/video_frame]
[/video_left]

[video_left][video_frame]
[iframe url=”http://www.youtube.com/embed/1IeY5CP3lDo?rel=0″ width=”572″ height=”312″ scrolling=”no” frameborder=”0″ marginheight=”0″]
[/video_frame]
[/video_left]

Soruyorum

 

Neden buradayız ve nereye gidiyoruz?

İnsanlığın gerçek doğası uzay ve zamanla mı çevrili?

Yoksa yanılsamaları gerçeklik olarak kabul etmekten vazgeçersek ne olur?

Sınırlarınızı zorlayacak kadar cesur musunuz?

 

Şimdi aşağıdaki bilgileri okuyun ve sonra yukarıdaki sorulara tekrar göz atın;

Evrende 100 milyar galaksi olduğu sanılıyor. (Bu tespit gelen ışıklar ve bize karmakarışık gelen astronomi ve matematik hesaplamaları ile ölçülüyor)

Şimdi 100 milyar galaksi ne demek onu bir kavrayalım; Dünya nüfusunun şimdikinden 14 kat daha büyük olduğunu düşünün, işte her insan o zaman bir galaksiyi temsil eder.

Şimdi gelelim uzaklıklara….

100 milyar galaksiden sadece bir tane galaksi olan Samanyolu galaksisini ele alalım, yani bizim galaksimizi…

Yapılan tespitlere göre, biz sadece kendi galaksimizin merkezine gitmek istesek ve bir uzay gemisine binsek ve bu uzay gemisi ışık hızı ile gitse 26.000 ışık yılı sonra sadece kendi galaksimizin merkezinde oluyoruz.

Desek ki, ya bu galaksiden sıkıldık, başka bir galaksiye gidelim, o zaman bize en yakın galaksi olan Andromeda’ya gitmemiz gerekir ki, onun uzaklığı ise 2.2 milyon ışık yılı uzaklıkta…

Yani biz ilk önce ışık hızı ile giden bir araç yapacağız, sonra 2.2 milyon ışık yılı gideceğiz, anca en yakın galaksiye varıyoruz.

Peki ışık yılı, ışık hızı kaç km’ye karşılık geliyor?

Alkışlama işlemini yaparken bir el çırpışımız bir saniye kadardır.
İşte bir kez el çırptığımız anda ışık, dünyamızı 7 kez dolaşmış olacaktır.

Yani bu hızda olmasına rağmen anca o kadar gidebiliyoruz.

Bir yazımda Sorunlarınız Ne Kadar Büyük diye bir video paylaşmıştım, buraya da ekliyorum.

Neden buradayız ve nereye gidiyoruz?

İnsanlığın gerçek doğası uzay ve zamanla mı çevrili?

Yoksa yanılsamaları gerçeklik olarak kabul etmekten vazgeçersek ne olur?

Sınırlarınızı zorlayacak kadar cesur musunuz?

 

Renkler Sadece Zihnimizde mi Oluşur?

Renkler beynimizde oluşur,

sadece renkler değil, sesler de, dokunma hissi de, koklama da vs.

Organlarımız elektrik sinyallerini sadece beynimize aktarmaktadır.

Bu yüzdendir ki kişi geçmişindeki kötü bir olayı şimdi yaşıyormuş gibi hissedip hayatını zehredebilir,

Ya da harika bir anıyı çağırıp, o duyguları tekrar yaşayabilir.

Kötü bir anının çağrılması tepkisel zihnin otomatik bir hareketidir ve bu öğrettiğimiz 5 Boyutlu Filmin Değiştirilmesi tekniği ile değiştirilebilir.

Ya da bir anıyı çağırmak için, anı çağırma tekniğinde ustalaşmanız gerekir.

Neyse bunları bir kenara bırakalım ve renklerin nasıl beynimizde oluştuğunu bizzat deneyebileceğiniz bir test yapalım, video aşağıda…