Kalbin temizse hikayen mutlu biter!

Yazar: Hakan Mengüç (page 13 of 39)

Bu sabah iki tane hediye açtın mı?

sukretmek_hakan_menguc

 

Her sabah iki tane hediye açarız, bunlar gözlerimizdir.

Kimler zengin diye sorarım seminerlerimde, bir iki kişinin eli kalkar sadece.

Sonra seyircilerin arasına inip, ‘Kulağını 10 bin liraya satar mısın?’ derim, ‘Hayır’ der.

Peki 100 bin liraya? 1 milyona? ya da kolunu satar mısın? Gözlerini?

Ne kadar zengin olduğunu hatırla, farket.

Bunları zaten biliyorum deme,

Hatırla, tekrar et, her gün şükrettiğini tekrarla.

Böylece ‘şükür bilinci’ oluşsun, ‘tatminkarlık’ bilinçaltının en derinlerine işlesin.

Bir basketçi, potaya bir kere topu attığında, nasıl atılacağını öğrenmiştir ama o sürecin bilinçaltına işlemesi için yüzbinlerce atış yapması gerekir.

Tuğlaları üst üste koymak tekrar değil, tesistir.

En güzelinin değil, en hayırlısının olması dileğiyle, hoşçakal.

 

Huzur istiyorsan teslim ol

ruzgar

Fırtına koca bir ağacı devirir ama küçük bir çocuğun iki parmağı ile koparabileceği bir ota zarar veremez.

Çünkü ağaç fırtınaya direnir ama ot fırtınaya eğilir ve teslim olur.

Sert ve katı olanlar kırılır, yumuşak ve teslimiyetçi olanlar hayatta kalır.

Doğduğunda yumuşak ve esnektik bedenimiz,  ölürken ise sert ve katı.

Bu yüzden yumuşak, esnek ve teslimiyetçi olmak YAŞAMDIR.

Sert ve katı olmak ise ÖLÜM.

Kendini yüce güce teslim et, bırak akışa kendini, neyin daha hayırlı olacağını bugünden bilemezsin.

Merak etme en kötü ihtimalle yolun sonunda karamsar haklı çıksa bile iyimserlerin yolculuğu daha mutlu, daha huzurlu ve daha eğlenceli geçmiş olacak.

En iyisinin değil, en hayırlısının olması dileğiyle,

Hoşçakal.

(24 Haziran 2015 – 21.10)

 

Kur’an-ı Kerim’deki Şifa Ayetleri

  1. Fussilet Suresi, Ayet 44: “De ki: ‘O, iman edenler için bir rehberdir ve bir şifadır.’
  2. Yunus Suresi, Ayet 57: “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olan şeylere bir şifa, müminler için bir rehber ve bir rahmet gelmiştir.”
  3. İsra Suresi, Ayet 82: “Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki, o, müminler için bir şifa ve bir rahmettir.

İbnül Arabi ve Yaratılış

ibnülarabiİslam Tasavvufu 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları döneminde doruk noktasına ulaşmıştır. Konya tasavvufun çekim noktası, cazibe merkezi olmuştur.

Konya’da Tasavvufun mimarları olarak, Hz. Mevlana’nın babası Bahaeddin Veledi, Hz. Mevlana‘yı, Şihabbeddin Suhreverdi‘yi, Şemsi Tebrizi’yi, Muhyiddin İbn Arabi‘yi ve Sadreddin Konevi‘yi sayabiliriz.

Muhyiddin İbn Arabi’nin, günümüzde Mevlana ve Şems’in şöhretinin biraz gölgesinde kaldığını söyleyebiliriz. Oysa ki  Tasavvuf’un temel kaynakları olan ve otuz sekiz yıllık bir maneviyat yolculuğu sonucunda yazdığı ”el-Futuhatül-Mekkiye”, ”Fususu’l-Hikem” adlı iki eseri İslam tarihi açısından büyük bir mirastır. Bu kitap dışında 21 eseri daha olsa da, temel görüşlerini ‘el-Futuhatül-Mekkiye”, ”Fususu’l-Hikem” kitaplarında topladığı söylenir.

İbn Arabi’nin Yaratılış Hakkındaki Görüşleri

Yaratılma, İbn Arabi’nin tasavvurunda bir ”zuhur”dur. Yoktan var edilme değildir. Belki bir ”üfleme”dir. İbn Arabi yaratılma düşüncesini şu şekilde dile getirmiştir:

‘Allah, sayıya sığmayan güzel isimlerinin a’yan-ı Sabite (varlıkların Allah yanındaki suretleri) alemindeki suretlerini görmek istedi.

Bir şeyin kendi benliğini kendi nefsiyle görmesi, o şeyin, ayna gibi başka bir şeyde kendi nefsini seyretmesine benzemez. Çünkü kendisine bakılan mahallin verdiği surette, bakanın kendi nefsi görünür.” (İbnü’l Arabi, ‘Fususu’l-Hikem, s.3)

İbnü’l-Arabiye göre Hak-Halk veya Allah-Alem arasındaki ilişki çok önemlidir. İbnü’l-Arabi’ye göre Hak, varlığın ruhu, alem de onun zahir suretidir.

”Biz onu hiçbir vasıf ile nitelemedik ki, o vasıf biz olmayalım.” (Fususu’l-Hikem Okumaları, s.52.)

Said-i Nursi de İşârâtü’l-İ’câz adlı kitabında Muhyiddin-i Arabi’nin ”yaratılış” düşüncesinden şöyle bahseder;

Nitekim Muhyiddin-i Arabî, ?????? ??????? ?????????? ?????????? ????????? ??????????????  (?Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim, mahlukatı yarattım? Süyûti, ed-Dürerü’l-Müntesire, s. 125; Ali el-Kàrî, el-Esrârü’l-Merfûa’, s. 273). hadîs-i şerifinin beyanında, “Mahlûkatı yarattım ki, Bana bir ayna olsun ve o aynada cemâlimi göreyim” demiştir.?

Netice olarak, İbn Arabi insanın yaratılma gayesinin Allah’ı bilmek, güzelliklerini tanımak ve ona ulaşmak olduğuna inanır.

 

Kaynaklar;

1- İbnü’l Arabi, ‘Fususu’l-Hikem, s.3

2- Süyûti, ed-Dürerü’l-Müntesire, s. 125

3- Mevlana ve Sufizm – Prof. Dr. Mehmet Aydın

 

 

Twitter, Instagram ve Facebook Hakkında

Sosyal Medya

Web  üzerinde iş kuran/kurmayı düşünen veya kendini geliştirmeye çalışanlara kendi deneyimlerim sonucunda vardığım öngörüleri paylaşmak istiyorum.

İnternet’i bir şehir gibi düşünün, örneğin bu şehir İstanbul olsun. Fakat çok gelişmiş olmasın. Bu şehrin sadece bir tane AVM’si olsun. 15-20 tane de kafesi var diyelim.

Facebook bu şehrin AVM’sidir. İçinde her şey bulunur. Videolar, fotoğraflar, yazılar, özlü sözler, tanıdıklarınızın özel bilgileri, fotoları, videoları, oyunlar vb. Yani aynı AVM mantığı.

Twitter bu şehrin bir zamanlar popüler olan ama şimdilerde sadece belli bir kesimin takıldığı kafesi olsun. Mesela Bebek’teki Luca kafe gibi.

Instagram ise şu an bu şehrin en popüler kafesi ama Twitter gibi çok elit değil, herkesin Facebook (AVM) kitlesinin de geldiği bir kafe. Instagram’ı da Starbucks’a benzetebiliriz.

Tumblr, Flicker, Picassa, Wattpad, Weheartit gibi siteler de sadece belli kesimlerin bildiği kafeler gibidir. Müdavimleri vardır ama herkes bilmez o kafeleri.

GELECEKTE OLACAKLAR

Facebook

Facebook gibi bir sitenin kurulması, kitle toplaması, kendini kabul ettirmesi çok zor olduğundan daha uzuuun yıllar şehrin tek AVM’si Facebook olacak, bu yüzden yatırımlarınızı Facebook üzerine yoğunlaştırın. Facebook’un zeki ekibi Facebook’u sürekli güncellediği için de, rakip çıkması epey zor.

Twitter

Gelecek de Twitter kullanımı daha da düşecek ve sadece haberlerin takip edildiği ve haber takip eden bir kitlenin kullandığı bir uygulama olacak.

Instagram

Popülerliği bir iki yıl daha devam edecek ve sonra düşmeye başlayacak. Hatta şu an zirvesine vardı ve hafif hafif düşmeler başlayacak ama bu düşüş 2 yılı alacak. (Düşüşün sebebi algoritma kullanmaması)

Bildiğiniz gibi Instagram’ı Facebook satın aldı, isterse bu düşüşü engelleyebilir. Mesela Facebook’taki ‘etkileşim alan daha çok gösterilir’ algoritmasını kullanabilir, bu sefer de Instagram Facebook’a benzemeye başlar ki, bunu isteyeceklerini sanmıyorum.

Facebook ekibini çok yaratıcı bulduğumdan, Instagram için şaşırtıcı bir yenilik bekliyorum.

 

Güçlüysen kimse sana iyi misin diye sormaz.

Güçlüysen kimse sana iyi misin diye sormaz.

Hayat sana güçlü olman gerektiğini öğretmiştir ve sen de hayatın sözünü dinleyip öğrenmişsindir güçlü olmayı, güçlü görünmeyi, güçlü olduğunu hissettirmeyi…

Ama kimse hayattan daha güçlü olamadığı için sen de güçsüz olursun çoğu zaman ve kimse de sana gelip iyi misin diye sormaz.

İşte tam bu noktada dostları olmalı insanın.

Sustuklarını duyabilmeli, yüz ifadelerini, ruh halini okuyabilmeli.

Böyle dostların varsa, büyük bir servete sahipsindir.

 

Oktay Sinanoğlu Kimdir?

oktaysinanoglu27 Yaşında Yale Üniversitesinde Profesörlük ünvanını kazanan en genç kişi olan, en prestijli üniversitelerden biri olan Massachusetts Institute of Technology?yi (MIT) 8 ayda bitiren, iyi derecede İngilizce bilmesine rağmen tüm konferanslarında sunumunu Türkçe yapıp Türklüğünden taviz vermeyen, bilim dünyasında ismi tüm dünyada şöhretle anılan ama maalesef ki ülkemizde değeri yeterince bilinmeyen, “Türk Einstein”ı olarak adlandırılana Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nu kaybettik.

Ben de zamanında konferansına katılmış ve çok faydalanmıştım.

Kendisine Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Büyük bir değerimizi kaybettik.

Oktay Sinanoğlu kimdir?

Oktay Sinanoğlu babasının Türkiye Başkonsolosluğunda görev yapmakta olduğu Bari’de doğdu. Oktay Sinanoğlu  ve ailesi 1939 yılında İtalya’da II. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye’ye döndü.
Oktay Sinanoğlu, sonradan TED Koleji olan Ankara Yenişehir Lisesi’ne burslu öğrenci olarak girdi ve 1953 yılında bu okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla Kimya Mühendisliği okumak üzere ABD’ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi.
1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nü sekiz ayda bitirerek yüksek kimya mühendisi oldu. “Alfred Sloan” ödülünü aldı. 1959’da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de kuramsal kimya doktorasını tamamladı. 1960’ta Yale Üniversitesi’nde öğretim üyesi (asistan profesör) oldu.
1960-1961 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile “Doçent” oldu. 1963’te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 28 yaşında “tam profesör” unvanını aldı. 20. yüzyılda Yale Üniversitesi’nde bu sanı kazanan en genç öğretim üyesidir
1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu’na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör ünvanını verdi. Yale Üniversitesi’nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. 1973’de Almanya’nın en yüksek “Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü”nü ilk kazanan kişi oldu. 1975’de Japonya’nın “Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü”nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu’na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü ünvanı verildi. 1976’da Japonya’ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerikan Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir. Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü “Elena Moshinsky” ile ödüllendirildi.
Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri oldu. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getirdi. Dünyanın pek çok yerinde buluşları ve kuramları ile ilgili konferanslar verdi.
1980’li yıllarda çalışmalarını kimya biliminin basit bir şekilde öğretilmesine yönelik bir kuramsal çerçeve üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak 1988’de yayımlanan çalışmaları akademik dünyada ilgi görmedi. 1993’te Yale Üniversitesi’ndeki profesörlük görevlerinden erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrıldı. Aynı yıl Türkiye’ye dönerek Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nde profesörlüğe atandı. 2002 yılında bu görevden de emekliye ayrıldı.
Türkiye’de bulunduğu dönemde çalışmalarını daha çok Türk ulusal kimliği ve Türk diliyle ilgili milliyetçi görüşlerini yaymaya adadı. Eğitim dilinin resmi dil olması gerektiğini ve yabancı dilin takviyeli olarak öğretilmesinin gerektiğini savunmaktadır. Matematiksel yapısından dolayı Türkçe’nin en iyi bilim dili olduğunu söylemektedir
Yaşamı boyunca Kuantum mekaniği’ne birçok katkıda bulunmuş bir bilim adamıdır. P.A.M. Dirac’in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, “Kuantum mekaniği”nde, Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü.Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.
19 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetti.
Ünlü sanatçı Esin Afşar’ın ağabeyidir.
Tüm akademik çalışmaları içinde en önemli 5 kuramı şöyledir:
Many Electron Theory of Atoms and Molecules (1961) ? Atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı
Solvophobic Theory (1964) ? Çözgeniter kuramı
Network Theory (1974) ? Kimyasal tepkime mekanizmaları kuramı
Microthermodynamics (1981) ? Mikrotermodinamik
Valency Interaction Formula Theory (1983) ? Değerlik kabuğu etkileşim kuramı.
Kitapları
Göçmen Hamamı
2050’ye 5 Kala Dünyanın 105 Yıllık Tarihi
İlerisi için (ISBN 9944090611,
Türkçe Giderse Türkiye Gider
Bye Bye Türkçe / Bir Nev-York Rüyası
Büyük Uyanış
Hedef Türkiye
Ne Yapmalı / Yeniden Diriliş ve Kurtuluş İçin
Yeni Bilim Ufukları I
Yeni Bilim Ufuklari 2 Yeni bir matematik kuramı ve onunla bazı fizik kimya ilkelerinin bulunması
Yeni Bilim Ufukları 3 Hayatın Örgüsü Elli Yıllık Biyolojinin Temellerini Sarsan Sorular
Açıklamalı Fizik, Kimya, Matematik Ana Terimleri Sözlüğü
Akademik kitapları
Modern Quantum Chemistry : Istanbul Lectures (Academic Press,1965)
Sigma Molecular Orbital Theory (Yale Press,1970)
Three Approaches to Electron Correlation in Atoms and Molecules (with K.Brueckner,Yale Press,1971)
New Directions in Atomic Physics (with E.Condon,Yale Press,1971)

Biz kimseyi yarı yolda bırakmadık

Biz kimseyi yarı yolda bırakmadık,

onlar müsait bir yerde indiler.

O kadar zaman vakit geçirdikleri insanı değil, başkalarını dinlediler.

Soru sormaya bile gerek görmediler.

Onlar haklı oldu biz suçlu,

Yine de söylüyorum,

Siz mutlu olun da, biz suçlu olmaya razıyız….

Çünkü siz gitseniz bile,

biz sizi hala seviyoruz.

Hakan Mengüç’e Üniversiteden Ödül

Hakan Mengüç’e Bozok Üniversitesi Gençlik Kulübünün oylaması sonucu ‘En iyi Yazar’ ve ‘En beğenilen konuşmacı’ ödülleri verildi.
Üniversite adına plaketi Prof. Dr. Şaban Güçlü verirken, İletişim kulübü adına ödülü Bozok Üniversitesi Genel Sekreteri Erol Sorucu verdi.

Hakan Mengüç’ten not;
Bu ödüle layık çok değerli insanlar var olmasına rağmen beni seçmiş olmaları, uzun yazarlık ve konuşmacı yolculuğumda benim için güçlü bir motivasyon oldu. Daha çok yolum var, tüm bizi çok güzel bir şekilde ağırlayan tüm üniversite yönetimine ve seminere katılan 700 güzel insana teşekkürler.

Hakan Menguc odul aldi mi?

Yükün dürüstlükse eğer, gücün belki düşer ama başın düşmez

Dürüstlük

Dürüstlük bireysel ve sosyal ilişkilerimizin, iş ilişkilerimizin ve aile ilişkilerimizin güvenilir, huzurlu ve sağlam bir zemine oturması için olmazsa olmaz bir erdemdir.

Hatta hatta kendimize ve çevremize karşı olmazsa olmaz sorumluluğumuzdur.
Bir zamanlar, ülkelerden birinde yaşlı bir kral varmış. Bu kralın hiç çocuğu yokmuş. Yaşlandıkça, öldükten sonra yerine kimi bırakabileceğini düşünmeye başlamış. İyiliksever, dürüst ve doğrulardan asla sapmayan, cesur biri kendisinden sonra kral olsun istiyormuş.

Bu özelliklere sahip birini bulabilmek için şöyle bir yol izlemiş: Kralın adamları ülkedeki bütün erkek çocuklarına birer çiçek tohumu dağıtmış. Kral da bu tohumlardan çıkacak çiçekler arasında hangisi en güzel olursa, o çiçeği yetiştireni kendisinden sonra tahtın varisi ilan edeceğini söylemiş.

Kralın gönderdiği tohumlardan alan çocuklardan biri de İr adında bir çocukmuş. İr, Kralın verdiği tohumu saksıya dikmiş. Ama uzunca bir süre beklemesine rağmen, diktiği tohumdan çiçek çıkmamış.
Annesi, belki de yanlış saksıya diktiği için çıkmamış olabileceğini söyleyince, tohumu başka bir saksıya, başka bir toprağa dikmiş. Ama nafile, yine hiçbir bitki yeşermemiş, çiçek açmamış.


Sonunda kralın söylediği gün gelmiş. Ülkenin bütün çocukları rengârenk, birbirinden güzel çiçeklerle kraliyet sarayının önünde sıraya dizilmişler. Elinde çiçek olmayan, yalnızca İr varmış. İr, elinde boş saksı öylece duruyormuş. Kral çocukları tek tek dolaşmış, yetiştirdikleri çiçeklere bakmış, bazılarını birkaç kelimeyle övmüş, ama yoluna devam etmiş. İr?in yanına gelince, onun boş saksına bakıp:
?Çocuğum? demiş,
?Senin saksında neden çiçek yok??
İr ağlamaklı bir ses tonuyla:
-?Kralım maalesef benim tohumum büyümedi.? diye cevap vermiş.
Bu cevap üzerine yaşlı kral İr?i kucaklamış ve bundan böyle kendisini evlat edineceğini, kedisinden sonra da onun kral olacağını tüm halka duyurmuş. Meydandakiler bu işe bir anlam verememişler. Bunca güzel çiçek varken, nasıl olur da saksısı boş bir çocuk veliaht ilan edilir
diye birbirlerine sormaya başlamışlar. Ahalinin merakını kralın şu açıklaması gidermiş:

?Benim dağıttığım çiçek tohumlarının hepsi daha önce sıcak sudan geçirilmişti. Yani, hiçbirinden çiçek çıkması ihtimali yoktu. Ama sadece bu çocuk gerçeği bana söyleme cesareti gösterdi. İşte bu cesaretinden ve dürüstlüğünden dolayı, benden sonra tahtımın varisi İr olacak.?

Şunu unutmamalıdır ki; Dürüstlük kısa vadede kaybettiğinizi düşünmenize neden olsa da, uzun vadede mutlaka ve mutlaka kazanan siz olursunuz.

İyi bir çocuk yetiştirmek, hazineler dolusu bir servetten daha değerlidir.

Çocuk yetiştirmek

“Bir yıl sonrası ise düşündüğün tohum ek,
yüzyıl sonrası ise düşündüğün insan eğit…(Kuan Tzu)


Her çocuk dünyaya geldiğinde işlenmemiş bir “cevher” gibidir. Öz’ünde saf’tır, masumdur ama potansiyel olarak tüm zıtlıkları da bünyesinde barındırır.(ying- yang) Ailede başlayıp sonrasında öğretmenler ve toplumun da dahil olduğu eğitim sürecinde bu cevher, bir kuyumcu titizliğiyle ince ince işlenip paha biçilmez bir MÜCEVHER e dönüştürülebilir.
Bu süreçte ortaya öyle bir mücevher çıkar ki ışıltısı hem eğiteni hem de eğitileni aydınlatır.Çünkü çocuklar muhteşem birer aynadır. gördüklerini aynen yansıtırlar. o yüzden başta ebeveynler olmak üzere tüm eğitenler nasıl bir “İnsan” ortaya çıkarmak istiyorlarsa önce kendileri bu özellikleri taşımalıdırlar. Çocuğa, her zaman doğruyu söylemesi gerektiğini, dürüstlüğün erdemini anlatan büyükleri masum bir sebeple bile olsa yalan söylerse, çocuğun buradan çıkaracağı sonuç ” Bazı durumlarda yalan söyleyebilirim” olur. Artık anlatılanların hiç bir önemi ve geçerliliği kalmamıştır. Çünkü onun için davranışlarınız sözlerinizden daha etkilidir.
İstisnai durumlar yok değildir tabi ki.. Bir Alimden bir zalim ya da tam tersi olabilir. Ama burada daha geçerli olan kuralı atalarımız şöyle özetlemiş….”Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine yandığım cinsine çeker”…
Yetiştirdiğiniz evlat aynadaki yansımanızdır aslında. Onun için bu mücevher iki tarafı da parlatır ve değeri ikiye katlanır. Siz eğitirken aynı zamanda eğitilensinizdir. İyi bir “insan” yetiştirmek için uğraşırken siz de üzerinizdeki fazlalıklardan arınıp içinizdeki “cevher”i açığa çıkarırsınız.

Kainatta Allah’tan sonra en değerli varlık kaliteli insandır ve her şey kaliteli insanla bir değer ve anlam kazanır…

Teşekkürler Handan Önder