Kalbin temizse hikayen mutlu biter!

Etiket: hakan mengüç (page 1 of 1)

DAT Sistemi ve Tasavvuf: Sufiler Anlamı Nasıl Dönüştürdü?

DAT Sistemi, Hakan Mengüç tarafından geliştirilen Durum–Anlam–Tepki modelidir. İnsanın yaşadığı olaylara yüklediği anlamın, duygularını ve davranışlarını nasıl şekillendirdiğini görünür hâle getirir. Tasavvuf geleneğinden ilham alan bu farkındalık modeli, kişinin otomatik yorumlarını tanımasına ve daha bilinçli karşılıklar geliştirmesine odaklanır. DAT Sistemi hakkında.

Hayatta bazı olaylar birkaç saniyede yaşanır; fakat zihnimizdeki etkileri yıllarca sürer. Birinin söylediği söz, kapanan bir kapı, karşılıksız kalan bir beklenti… Olay sona erer, ona verdiğimiz anlam içimizde yaşamaya devam eder.

Bir insan reddedildiğinde kendisini değersiz hisseder. Bir başkası aynı reddedilişi, yönünü yeniden değerlendirmek için bir işaret olarak görür. İkisinin karşılaştığı durum benzer olsa da içlerinde başlayan yolculuk farklıdır.

DAT Sistemi, bu farkın oluştuğu yere bakar: Durum ile tepki arasındaki anlam basamağına.

Tasavvuf hikâyelerinde de bu basamağı aydınlatan güçlü örnekler bulunur. Ayrılık, hizmet, kayıp, bekleyiş ve belirsizlik; insanın kendisini tanımasına açılan kapılar olarak ele alınır. Bu yazıda, yedi sufinin eserleri ve etrafında oluşan anlatılar üzerinden anlamın nasıl dönüştüğünü, DAT Sistemi’nin günlük hayatta nasıl uygulanacağını inceleyeceğiz.

DAT Sistemi nedir, nasıl çalışır?

DAT Sistemi, yaşanan bir olayı, o olay hakkındaki yorumu ve ardından gelen tepkiyi birbirinden ayırmaya yarayan bir farkındalık modelidir. Adını üç kavramın baş harfinden alır:

Bir bahçede üç taş eşikten geçen derenin izlenimci tasviri; DAT modelinin üç basamağına görsel bir gönderme.
Durum → Anlam → Tepki: Aynı akışa farklı basamaklardan bakmak.
BasamakAçıklamasıGünlük hayattan örnek
DurumGözlemlenebilir olaydır.Arkadaşın mesajına iki saattir cevap vermedi.
AnlamOlay hakkında oluşturduğun yorumdur.“Bana değer vermiyor.”
TepkiBu yorumla bağlantılı duygu ve davranıştır.Kırılmak, öfkelenmek, suçlayıcı bir mesaj göndermek.

Modelin temel akışı şöyledir:

Durum → Anlam → Tepki

Bu süreç çoğu zaman çok hızlı işler. İnsan, yorum yaptığını fark etmeden vardığı sonucu gerçek kabul eder. “Cevap vermedi” ile “Beni önemsemiyor” aynı şeymiş gibi görünür.

Oysa ilk cümle gözlemi, ikinci cümle yorumu anlatır.

“Henüz neden cevap vermediğini bilmiyorum” dediğinde, belirsizliği hemen kişisel bir reddedilişe dönüştürmemiş olursun. Böylece beklemek, açıklama istemek veya ihtiyacını açıkça ifade etmek için alan açılır.

DAT Sistemi’nde anlam basamağına odaklanılmasının nedeni, bu yorumları inceleyebilmemizdir. Olayları, çevremizi ve davranışlarımızı değiştirebildiğimiz durumlar da vardır. Model, özellikle bunlara eşlik eden iç konuşmayı görünür kılar.

İlk aklına gelen anlam, değerlendirebileceğin anlamlardan biridir. Onu fark ettiğinde başka ihtimalleri de görebilirsin.

DAT Sistemi ile tasavvuf arasındaki ilişki nedir?

DAT Sistemi ile tasavvuf arasındaki ilişki; insanın kendisini gözlemlemesi, niyetini sorgulaması ve yaşadıklarını daha geniş bir bakışla değerlendirmesi üzerinden kurulabilir.

Tasavvuf, Allah’a yöneliş, ahlâk ve manevi olgunlaşma boyutları olan kapsamlı bir gelenektir. Bu gelenekteki tefekkür, nefis muhasebesi, sabır ve niyet üzerine düşünceler, insanın bir olay karşısında kendi içinde olup biteni incelemesine alan açar.

Tefekkür, dikkati derinleştirmeyi; muhasebe, kişinin kendi tutumunu değerlendirmesini; niyet ise davranışın ardındaki yönelişi ele alır. Bu kavramlar, DAT Sistemi’nin anlam basamağını düşünmek için verimli bir zemin sunar.

Burada kurulan bağlantı, tasavvuf anlatılarının DAT çerçevesinde yapılan çağdaş bir okumasıdır. Sufilerin bu modeli aynı adla veya aynı üç aşamayla uyguladıklarını ileri sürmez.

Aşağıdaki örneklerde tarihsel kişilikler, edebî eserler ve menkıbeler birlikte yer alır. Menkıbe, manevi bir öğretinin hikâye yoluyla aktarıldığı anlatıdır; tarihsel olay kaydıyla aynı biçimde değerlendirilmez. Her örneğin altındaki DAT çözümlemesi ise hikâyeyi bugünkü hayata taşımak için yapılan yorumdur.

Yedi sufi, yedi anlam dönüşümü

1. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî: Ayrılığı bir dinleme çağrısı olarak görmek

Mevlânâ’nın Mesnevî’si, neyden yükselen ayrılık anlatısını dinlemeye çağırır. Kamışlıktan koparılan ney, ayrılığın acısını ve kaynağına duyduğu özlemi dile getirir. Açılışın merkezinde, insanın ayrılık tecrübesini duyabilmek ve anlayabilmek vardır. Mesnevî’nin açılış beyitleri.

Pencere önündeki ney ve dışarıdaki kamışlığın, ayrılık ve dinleme temasını anlatan izlenimci resmi.
Mesnevî’deki ney anlatısından ilhamla: Ayrılığın içinde kendini dinlemek.

Bu anlatıyı DAT Sistemi üzerinden okuduğumuzda, kaybın insanın kendisi hakkında verdiği hükme nasıl dönüştüğünü görebiliriz.

  • Durum: Alıştığın bir yerden, ilişkiden veya hayat düzeninden ayrılmak.
  • İlk anlam: “Eksildim; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
  • Alternatif anlam: “Bu ayrılık, neye bağlı olduğumu ve neye ihtiyaç duyduğumu anlamam için bir alan açıyor.”
  • Yeni tepki: Acıyı ifade etmek, kendini dinlemek ve hayatı yeniden düzenlemek.

Neyin sesi, ayrılığın içinde dile gelebilen bir tecrübeyi temsil eder. İnsan da yaşadığı kaybı anlattıkça, onun iç dünyasındaki yerini daha açık görebilir.

Bir ilişkinin bitmesi, kişinin bütün değerini belirleyen bir hüküm olmak zorunda değildir. O deneyim; beklentilerini, sınırlarını ve sevme biçimini tanımasına katkıda bulunabilir.

DAT açısından dönüşüm, “Bu olay benim hakkımda neyi kesinleştirdi?” sorusunu, “Bu deneyimde kendim hakkında neyi görebiliyorum?” sorusuyla genişletmektir.

2. Yunus Emre: Gündelik emeğe verilen anlamı değiştirmek

Yunus Emre hakkında anlatılan menkıbede, Tapduk Emre’nin dergâhına yıllarca düzgün odun taşıması öne çıkar. Erenler meydanına eğrilik yakışmayacağı düşüncesi, yaptığı işin taşıdığı manevi anlamı gösterir. TDV İslâm Ansiklopedisi: Yûnus Emre.

Taş bir dergâha düzgün odunlar taşıyan kişinin Yunus Emre menkıbesinden esinlenen temsili resmi.
Yunus Emre menkıbesinden ilhamla: Tekrar eden emeği hizmet ve gelişim olarak görmek.

Dışarıdan bakıldığında görülen şey, her gün tekrarlanan bir iştir. Anlatının içinde ise bu tekrar, hizmet ve insanın kendisini yetiştirmesiyle ilişkilidir.

  • Durum: Aynı sorumluluğu uzun süre yerine getirmek.
  • İlk anlam: “Yerimde sayıyorum; yaptığım işin bir değeri yok.”
  • Alternatif anlam: “Bu emekle dikkatimi, becerimi ve sorumluluk duygumu geliştiriyorum.”
  • Yeni tepki: Daha özenli, istikrarlı ve bilinçli çalışmak.

Bugün bir enstrüman öğrenen, çocuk yetiştiren, mesleğinde ustalaşan veya yeni bir alışkanlık geliştiren insan da tekrarın içinden geçer. İlerlemenin görünür olmadığı günlerde, emeğe verilen anlam devam etme gücünü etkiler.

Bu örneğin günlük hayattaki sorusu şudur:

“Yaptığım iş hangi becerimi geliştiriyor ve hangi değerime hizmet ediyor?”

Sorunun cevabı bazen mevcut emeği anlamlı kılar; bazen de çalışma biçimini veya yönünü değiştirmek gerektiğini gösterir.

3. Şems-i Tebrîzî: Bildiklerini yeniden değerlendirmeye açılmak

Şems ile Mevlânâ hakkında sonraki kaynaklarda aktarılan anlatılardan biri, kitapların suya atılması menkıbesidir. Tarihsel doğruluğu tartışmalı olan bu hikâye, bilmek ile bilgiyi yaşamak arasındaki ilişki üzerine sembolik bir okuma sunar. TDV İslâm Ansiklopedisi: Şems-i Tebrîzî.

Havuzlu bir avluda açık kitap yanında sohbet eden iki kişinin izlenimci temsili.
Şems ve Mevlânâ anlatılarından ilhamla: Bildiklerini yeniden değerlendirmeye açılmak.

DAT açısından bu anlatının düşündürdüğü mesele, insanın kendi bilgileri ve kabulleriyle kurduğu bağdır. Bir görüş sorgulandığında, kişi bunu bazen bütün kimliğine yönelmiş bir tehdit gibi yaşar.

  • Durum: İnandığın bir düşüncenin sorgulanması.
  • İlk anlam: “Beni küçümsüyor; bildiklerim değersiz sayılıyor.”
  • Alternatif anlam: “Bu soruyu inceleyerek düşüncemi geliştirebilir veya daha sağlam temellendirebilirim.”
  • Yeni tepki: Dinlemek, soru sormak ve öğrenmeye açık kalmak.

Bir eleştiriyle karşılaşınca hemen savunmaya geçmek kolaydır. Daha dikkatli bakmak ise eleştirinin içeriğini, söyleyen kişinin üslubunu ve kendi hassasiyetini ayrı ayrı değerlendirmeyi gerektirir.

Bir düşüncenin değişmesi, insanın değerinin azalması anlamına gelmez. Öğrenmek, bazı kabulleri yeniden düzenlemeyi de içerir.

4. İbrahim bin Edhem: Sarayı geçici bir konak olarak görmek

İbrahim bin Edhem’in hayatı etrafında oluşan menkıbelerden birinde, bir yolcu saraya girerek konaklamak ister. Buranın han olmadığı söylendiğinde, önceki sahiplerini ve onların şimdi nerede olduklarını sorar. Gelenlerin kaldığı, sonra ayrıldığı bu yerin geçiciliğini görünür kılar. TDV İslâm Ansiklopedisi: İbrâhim b. Edhem.

Eski bir sarayın kapısında ev sahibiyle konuşan yolcunun, geçicilik temasını anlatan temsili resmi.
İbrahim bin Edhem menkıbesinden ilhamla: Sahipliği geçici bir sorumluluk olarak değerlendirmek.

Anlatıda saray aynı saraydır. Değişen, sahiplik duygusunun dayandığı bakıştır.

  • Durum: Bir makam, mülk veya imkâna sahip olmak.
  • İlk anlam: “Bunlar benim kalıcı güvencem ve kimliğim.”
  • Alternatif anlam: “Bunlar bir süre sorumluluğunu taşıdığım imkânlar.”
  • Yeni tepki: Daha ölçülü bağlanmak, paylaşmak ve öncelikleri yeniden değerlendirmek.

Bu bakış, bugünün unvanlarına, kariyer basamaklarına ve başarı ölçülerine de uygulanabilir. Bir görev sona erdiğinde insanın bütün değeri ortadan kalkmaz. Görev, hayatının bir döneminde üstlendiği sorumluluktur.

“Buna sahibim” düşüncesine “Bunu nasıl değerlendiriyorum?” sorusu eklendiğinde, sahiplik daha bilinçli bir sorumluluğa dönüşür.

5. Bâyezîd-i Bistâmî: Rahatsızlığı kişisel bir saldırıya dönüştürmemek

Sa‘dî’nin Bostan’ında anlatıldığına göre, Bâyezîd-i Bistâmî’nin üzerine bir pencereden yanlışlıkla kül dökülür. Bâyezîd, olayı tevazu ve şükür çerçevesinde karşılar. Hikâye, insanın kendisine verdiği önem ile öfkesi arasındaki ilişkiyi düşündürür. Bostan, tevazu bölümü.

Taş sokakta üzerine kül savrulan bir yolcunun sakin karşılığını gösteren izlenimci temsili sahne.
Bostan’daki Bâyezîd anlatısından ilhamla: Rahatsızlığın ardından karşılığını bilinçle seçmek.

Bu sahnenin DAT açısından güncel karşılığı, yaşanan rahatsızlığa eklediğimiz kişisel yorumdur.

  • Durum: Birinin dikkatsizliği yüzünden can sıkıcı bir olay yaşamak.
  • İlk anlam: “Bana saygısızlık yapıldı; hemen karşılık vermeliyim.”
  • Alternatif anlam: “Rahatsız edici bir şey oldu. Niyetini anlamak ve uygun karşılığı seçmek için durabilirim.”
  • Yeni tepki: Açıklama istemek, ihtiyacını söylemek ve gerekiyorsa sınır koymak.

Birinin seni fark etmeden önüne geçmesiyle bilerek küçümsemesi aynı durum değildir. İlk anda ikisine de aynı anlamı verdiğinde tepkin, eldeki bilgiden daha büyük olabilir.

Kendine saygı, sakin ve açık bir karşılıkta da kendini gösterir. Tepkinin ölçüsünü seçmek, duruma daha etkili müdahale etmeyi sağlar.

6. Râbiatü’l-Adeviyye: Davranışın ardındaki niyeti dönüştürmek

Râbia’ya nispet edilen ünlü anlatıda, bir elinde ateş, diğerinde su vardır. Cenneti yakmak ve cehennemi söndürmek üzerinden, Allah’a yönelişi yalnızca ödül beklentisi ve ceza korkusuyla sınırlandıran anlayışı sorgular.

Bir elinde küçük alev, diğerinde su kabı taşıyan kadının Râbia anlatısından esinlenen temsili resmi.
Râbia’ya nispet edilen anlatıdan ilhamla: Davranışın ardındaki niyeti ve sevgiyi fark etmek.

Bu sembolik anlatının merkezindeki karşılıksız ilâhî sevgi, Râbia’nın tasavvuf anlayışında belirgin bir yere sahiptir. TDV İslâm Ansiklopedisi: Râbia el-Adeviyye.

DAT açısından burada değişen, davranışa yüklenen amaçtır.

  • Durum: Birine yardım etmek veya bir sorumluluğu yerine getirmek.
  • İlk anlam: “Bunu yaparsam beni severler ve takdir ederler.”
  • Alternatif anlam: “Bunu, benimsediğim değerlere uygun olduğu için seçiyorum.”
  • Yeni tepki: Niyetini bilerek, imkânlarını gözeterek ve daha az onay beklentisiyle hareket etmek.

Bir davranışın bütün anlamı başkasının vereceği karşılığa bağlandığında, beklenen teşekkür gelmeyince kırgınlık büyür. Kendi niyetini tanımak, yaptığın şeyle daha sağlam bir ilişki kurmanı sağlar.

Bu örneğin sorusu açıktır:

“Bu davranışı hangi değerim için seçiyorum?”

7. Ferîdüddîn Attâr: Yolculuğun anlamını sonunda yeniden görmek

Attâr’ın Mantıku’t-Tayr’ında kuşlar, Simurg’u aramak üzere zorlu bir yolculuğa çıkar. Sonunda ulaşan otuz kuş ile Simurg arasında kurulan ilişki, eserin tasavvufî anlatısının doruk noktasıdır. Attâr, Farsçada “otuz kuş” anlamındaki “sî murg” ifadesiyle Simurg adı arasındaki kelime oyununu kullanır. TDV İslâm Ansiklopedisi: Mantıku’t-Tayr.

Dağ vadileri ve bir göl üzerinde uçan kuşların Mantıku’t-Tayr’dan esinlenen izlenimci tasviri.
Attâr’ın Mantıku’t-Tayr’ından ilhamla: Arayışın arayanı dönüştürmesi.

Eserin manevi anlam katmanları içinde, arayışın arayanı dönüştürmesi güçlü bir yer tutar.

  • Durum: Uzun bir çabanın sonunda başlangıçta hayal ettiğinden farklı bir sonuçla karşılaşmak.
  • İlk anlam: “Bunca emek boşa gitti.”
  • Alternatif anlam: “Bu süreçte kazandıklarımı ve değişen önceliklerimi de değerlendirebilirim.”
  • Yeni tepki: Deneyimi anlamlandırmak ve sonraki adımı daha bilinçli seçmek.

Bir hedefe ulaşamadığında, sonucun verdiği üzüntüye becerilerini, kurduğun ilişkileri ve kendin hakkında öğrendiklerini de ekleyebilirsin.

Bir yolculuğun değeri, varış noktasının yanında, o yolu yürürken kazandığın görüşte de bulunur.

Anlamı dönüştürmek için dört temel yaklaşım

Bu yedi örneği DAT çerçevesinde birlikte okuduğumuzda dört uygulanabilir yaklaşım ortaya çıkar.

Dört yolun bir çeşmede birleştiği bahçede durup düşünen kişinin izlenimci resmi.
Duraklamak, bakışı genişletmek, niyeti netleştirmek ve kalan imkânları görmek.

1. Olay ile karşılık arasına bir durak koymak

Kısa bir durak, ilk yorumunu fark etmene yardımcı olur. Hemen cevap yazmadan, karar vermeden veya tartışmayı büyütmeden önce kendine şu soruyu sor:

“Şu an hangi yorumla hareket ediyorum?”

2. Bakışın kapsamını genişletmek

Tek bir an üzerinden bütün hayatın hakkında hüküm vermek kolaydır. Olayı daha geniş bir zaman içinde değerlendirmek, etkisini ve önemini daha doğru tartmanı sağlar.

“Bu olayın bugünkü etkisi ne, uzun vadeli etkisi ne?”

3. Niyeti netleştirmek

Bir davranışı neden yaptığını bilmek, kararını dışarıdan gelecek onaya daha az bağımlı hâle getirir.

“Burada hangi değerime uygun davranmak istiyorum?”

4. Kaybın ardından kalan imkânları görmek

Bir kaybın ardından, elinde kalan kaynakları değerlendirmek hareket alanını belirginleştirir.

“Şimdi hangi imkânlarım var ve bunlarla ne yapabilirim?”

Bu soruların amacı, her olay için güzel bir açıklama üretmek değildir. Amaç, daha gerçekçi bir değerlendirmeye ulaşmak ve o değerlendirmenin gerektirdiği adımı atmaktır.

Bilim ne diyor? Anlamlandırma duyguları etkiler mi?

Bir olayın nasıl yorumlandığı, yaşanan duygunun niteliğini ve şiddetini etkileyebilir. Psikolojide bu ilişkiyi ele alan yaklaşımlardan biri, bilişsel yeniden değerlendirmedir: Duygusal etkiyi değiştirmek amacıyla bir durumun anlamını yeniden ele almak.

James J. Gross’un 1998’de yayımlanan, 120 katılımcıyla yürüttüğü deneyde, rahatsız edici bir filmi yeniden değerlendiren katılımcıların yaşadığı tiksinme duygusu azalmıştır. Duygusal ifadelerini bastıran grupta ise dışarıdan görülen ifade azalırken sempatik sinir sistemi etkinliği artmıştır. Bulgular, yeniden değerlendirme ile duygusal ifadeyi bastırmanın farklı sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Gross, 1998.

Bu araştırma, yorumlama biçiminin duygusal deneyimde rol oynadığını destekler. DAT Sistemi’nin kendisini sınayan bir çalışma değildir.

Tasavvuf anlatılarıyla kurulabilecek bağlantı da burada yer alır: Yaşanan olaya başka bir açıdan bakmak, insanın o deneyimle kurduğu ilişkiyi değiştirebilir.

Günlük hayatta DAT Sistemi nasıl uygulanır?

DAT Sistemi’ni günlük hayata taşımak için tek bir olayı seçip aşağıdaki beş adımla inceleyebilirsin. Bunlar, Durum–Anlam–Tepki modelini kullanmaya yönelik pratik sorulardır.

Pencere yanında defterine düşüncelerini yazan, masasında telefon ve çay bulunan kişinin izlenimci resmi.
Günlük DAT çalışması: Ne oldu, hangi anlamı verdim, nasıl karşılık verdim?

1. Durumu gözlemlenebilir biçimde yaz

Bir kameranın kaydedebileceği kadar somut anlat:

“Toplantıda sunduğum öneri kabul edilmedi.”

“Beni yine küçümsediler” dediğinde, olayla birlikte yorumunu da yazmış olursun.

2. Verdiğin anlamı yakala

Kendine sor:

“Bu olayın benim hakkımda ne söylediğini düşündüm?”

“Yetersizim”, “Kimse beni önemsemiyor” veya “Ne yapsam faydasız” gibi cümleler ortaya çıkabilir. Bu aşamada görevin, içinden geçen yorumu açıkça görmek.

3. Duygunu ve davranışını fark et

Bu anlamla birlikte neler yaşandığını belirle:

“Utandım, öfkelendim ve toplantının kalanında konuşmadım.”

Böylece üç basamak görünür olur: Öneri kabul edilmedi; bunu yetersizlik olarak yorumladın; ardından geri çekildin.

4. Yorumunu mevcut bilgilerle değerlendir

Şu sorularla bakışını genişlet:

  • Bu yorumu destekleyen somut bilgi ne?
  • Henüz bilmediğim ne var?
  • Başka hangi açıklamalar mümkün?
  • Tek bir olaydan genel bir hüküm çıkarıyor muyum?

Daha dengeli bir anlam şu olabilir:

“Bu öneri kabul edilmedi. Gerekçesini öğrenerek geliştirebileceğim noktaları görebilirim.”

5. Yeni anlamı bir davranışa dönüştür

Şimdi hangi adımın yararlı olacağını seç:

“Önerimin hangi kısmını uygun bulmadığınızı öğrenebilir miyim?”

DAT çalışması, fark edilen anlamın davranışa nasıl yansıdığını da izlemeyi içerir. Bazen doğru adım soru sormak, bazen hazırlanmak, bazen de açık bir sınır koymaktır.

DAT Sistemi için günlük hayat örnekleri

Durumİlk yorumDaha dengeli anlamSeçilebilecek karşılık
Mesajına cevap gelmedi.“Beni önemsemiyor.”“Cevabın neden geciktiğini henüz bilmiyorum.”Beklemek veya uygun zamanda sormak.
Bir çalışman eleştirildi.“Ben başarısızım.”“Bu çalışmanın geliştirilmesi gereken bölümleri olabilir.”Somut geri bildirim istemek.
Planın iptal oldu.“Bütün gün mahvoldu.”“Plan değişti; kalan zamanı yeniden düzenleyebilirim.”Yeni bir seçenek belirlemek.
Aynı hatayı tekrarladın.“Asla öğrenemeyeceğim.”“Kullandığım yöntemi değiştirmem gerekiyor.”Hatanın koşullarını incelemek.
Bir davranış seni sürekli rahatsız ediyor.“Buna katlanmak zorundayım.”“İhtiyacımı ve sınırımı açıkça ifade edebilirim.”Konuşmak ve gerekli değişikliği yapmak.

Daha dengeli anlam, mevcut bilgiyi gözeten ve işe yarar bir karşılığa alan açan anlamdır.

Sık sorulan sorular

DAT açılımı nedir?

DAT, Durum–Anlam–Tepki kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Model, yaşanan olayın nasıl yorumlandığını ve bu yorumun duygu ile davranışa nasıl yansıdığını incelemek için kullanılır.

DAT Sistemi’ni kim geliştirdi?

DAT Sistemi, Hakan Mengüç tarafından geliştirilen bir farkındalık ve eğitim modelidir. Tasavvuf geleneğinden beslenir ve günlük olaylara verilen anlamı incelemeye odaklanır.

DAT Sistemi tasavvufun bir kolu mudur?

Hayır. DAT Sistemi, tasavvuftan ilham alan çağdaş bir modeldir. Bir tarikat veya tasavvuf kolu değildir. Bu yazıdaki sufi anlatıları, modelin anlam basamağını açıklamak için yorumlanmıştır.

Anlamı değiştirmek, yaşanan haksızlığı kabul etmek midir?

Hayır. Bir olayı daha açık değerlendirmek, haksızlığı tanımayı ve sınır koymayı da içerebilir. “Bunu hak ettim” yerine “Bu davranış kabul edilemez; kendimi korumak için adım atabilirim” demek de anlam değişimidir.

DAT Sistemi sürekli olumlu düşünmeyi mi önerir?

DAT çalışmasında amaç, gerçekçi ve dengeli değerlendirmedir. “Her şey mükemmel olacak” yerine “Sonucu bilmiyorum; hazırlık yapabilir ve destek isteyebilirim” demek daha sağlam bir dayanak sunar.

Anlamı fark ettiğimde duygum hemen değişir mi?

Her zaman değişmez. Bir yorumu fark etmekle duygunun yatışması farklı hızlarda gerçekleşebilir. Duygun sürerken de daha bilinçli bir davranış seçebilir, değerlendirmene zaman tanıyabilirsin.

DAT Sistemi terapi yerine geçer mi?

Hayır. DAT Sistemi bir farkındalık ve eğitim modelidir; psikolojik rahatsızlıkların tanı ve tedavisinin yerine geçmez.

DAT Sistemi’ne nereden başlanır?

Gün içinde seni etkileyen bir olay için üç cümle yaz: “Ne oldu?”, “Ben buna hangi anlamı verdim?”, “Nasıl tepki gösterdim?” Ardından yorumunu hangi bilgilere dayandırdığını incele ve atacağın adımı seç.

Bugün bir olayın anlamını yeniden incele

Büyük bir değişim için her zaman büyük bir olay gerekmez. Bazen günlerdir zihninde taşıdığın tek bir cümleyi fark etmek, yeni bir hareket alanı açar.

“Beni istemediler” dediğin yerde bir başvurunun sonucunu; “Başarısızım” dediğin yerde geliştirilmesi gereken bir çalışmayı; “Her şey bitti” dediğin yerde sona eren bir dönemi görebilirsin.

Sufi anlatılarının bu yazıya taşıdığı davet, insanın bakışını derinleştirmesidir. DAT Sistemi bu daveti günlük bir çalışmaya dönüştürür: Durumu gör, verdiğin anlamı fark et, karşılığını bilinçle seç.

Bugün seni meşgul eden bir olay için dur ve sor: “Ben buna hangi anlamı verdim; şimdi hangi adımı seçiyorum?”

Hakan Mengüç hakkında

Hakan Mengüç; yazar, müzisyen ve eğitmendir. Eserleri 30’a yakın dile çevrilmiş, 11 yayımlanmış kitabıyla farklı ülkelerdeki okurlarla buluşmuştur. Ney virtüözü, piyanist ve besteci olarak da çalışmalarını sürdürmektedir. Müzikleri dijital platformlar aracılığıyla 60’tan fazla ülkede dinlenmektedir. Hakan Mengüç’ün resmî biyografisi.

Hakan Mengüç, nefes, mindfulness ve farkındalık odaklı hafta sonu kampları düzenlemektedir. Kamplarda, geliştirdiği DAT — Durum–Anlam–Tepki Sistemi çerçevesinde uygulamalı çalışmalar yapılmaktadır. Güncel programlara ve katılım bilgilerine Hakan Mengüç etkinlik takviminden ulaşabilirsiniz.

Kaynaklar

Sufi’lerin Hayat Kaideleri

Merhaba ben Hakan Mengüç, sizlerle sufilerin hayat kaidelerinden bir kısmını paylaşacağım.

Her ne kadar sufiler kelimelere itibar etmese de, dinlemeye çok önemserler. Bu yüzden Mevlana’nın mesnevisi, bişnev in ney yani dinle diye başlar. Olmanın yolu, bilmeden geçer. Bilme ise dinlemeyle başlar. Dinlemeyenler öğrenemezler, öğrenemeyenler bilemezler, bilemeyenlerse olamazlar. O yüzden sufiler için sohbet çok önemlidir.

Sufilerin hayat kaidelerinden bazıları;

Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursan ol, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekiyle aynı olmasın.
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

Bu yolda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzunuzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil

Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Bazen bir kapının kapanması, daha hayırlı başka bir kapının açılmasına vesile olur. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Sabret. Lakin bil ki: sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.

Tek tek her birimiz tamamlanmamış birer sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksikliklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır.”

Acılardan, sancılardan, zorluklardan kaçma. Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Bu yolculukta senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken mi yolladı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Hayatını içinde yemek pişen koca bir kazan olarak düşün. Yaptığın, hissettin, söylediğin her şey bu kazana malzeme olarak giriyor. Öyleyse bu aşa ne kattığını kendine sorman gerek. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, kaygı ve endişeler mi? Yoksa aşk, inanç, huzur ve ahenk mi?”

Kazana atabileceğin tek bir malzeme bile o yemeğe zehredebilir. Kimi için para pul, kimi için şan şöhret, kimine kıdem itibar, kimi için kadın, kimi için erkektir tuzak. İnsan neye fazlaca kıymet veriyorsa şu dünyada, evvela ondan kurtulması şart bu yollarda. Bağımlı olduğun her şeyi seni bağlar, ilerlemene izin vermez.

Hayatın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayatın sana
rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir”
diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi
olmayacağını?

Hatta bazen de sınavın sevdiklerin olabilir. İnsan sevdiklerinin iyiliğini istediği için onlara müdahale etmeden duramıyor ama bunun bir faydasını görmüyor aslında. Kendi adıma ben, ancak başkalarına müdahale etmeyi bırakıp, “tevekkül” ettiğim zaman rahat ettim.
Pek çok insan için tevekkül, pasif kalmak demek; hâlbuki tam tersine. Tevekkül,
kabulün ve uyumun getirdiği bir huzur halidir. Edilgen değil, etkendir. Kâinatta
değiştiremeyeceğimiz, tam anlamıyla vakıf olmayacağımız haller vardır. Bu haller
dâhil, tüm var oluşa aşkla yaklaşmak mümkündür.

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol.
Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan
dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil,
hiçlik bilincidir. Sen düşüncelerin değilsin, sen korkuların değilsin, kaygıların değilsin. Sen muhteşem özsün, huzursun, akışsın. Bunun farkına var.

Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, mademki insan yaradanın özünü içinde taşır. Madem ki ondan ayrı değildir o yüzden buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

Gönül yolculuğundasın bunu unutma! Yolun nereye varacağını da düşünme. Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Bu bilgiler Elif Şafak’ın “Gönlü geniş ve ruhu gezgin Sufi meşreplilerin 40 kuralı”n alınmıştır.

Başarı için en önemli şartlardan biri destekleyici bir çevredir

Başarı için en önemli şartlardan biri destekleyici bir çevredir. Size köstek olan değil de, destek olan arkadaşlarınız olmalıdır.

Bazı zorlukları aşmış olabilirsiniz, üstesinden gelmiş olabilirsiniz ama sizi aşağı çeken insanlar varsa, bırakın ilerlemeyi, o noktada dahi kalmanız zorlaşacaktır. Çünkü enerjinizi alırlar. Motivasyonunuzu düşürürler.

Her zaman anlattığım bir konu var. Çevrenizde en sık görüştüğünüz 6 insan sizin hayatınızı şekillendiriyor, kaderinizi etkiliyor. Bizim kültürümüzde bir söz vardır; Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Bu kadar önemlidir arkadaşlarımız ve çevremiz.

Son olarak Mevlana’nın bu konudaki bir sözüyle bitirmek istiyorum; diyor ki, kiminle gezdiğinize, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle karga, çöplüğe götürür.

hakan_menguc_video