Hepimizin geçmişe dönüp baktığında pişman olduğu şeyler vardır hatta bazılarının bu pişmanlıklar yakasını bırakmaz.
Olaylara biraz farklı bakabilmemiz açısından sizlerle pişmanlık psikolojisini anlatan bir video paylaşmak istedim.
Kalbin temizse hikayen mutlu biter!
Hepimizin geçmişe dönüp baktığında pişman olduğu şeyler vardır hatta bazılarının bu pişmanlıklar yakasını bırakmaz.
Olaylara biraz farklı bakabilmemiz açısından sizlerle pişmanlık psikolojisini anlatan bir video paylaşmak istedim.
Diplomatın biri, fakir bir adamın yanına gider ve:
-“Oğlunun evlenmesini sağlayabilirim” der.
– Oğlumun hayatına asla karışmam…
– Ama, kız Lord Rothschild’in kızı…
– Haaa! O zaman başka…
Diplomatın ikinci durağı, Lord Rothschild’in yanıdır.
– Kızınız için bir kısmet buldum Lord’um..
– Benim kızım evlenmek için henüz çok küçük…
– Ama, bu delikanlı halihazırda Dünya Bankası Başkan Yardımcısı…
– Bak o zaman başka…
Diplomat, Lord’un yanından ayrıldıktan hemen sonra soluğu Dünya Bankası Başkanı’nın yanında alır.
– Size başkan yardımcısı olarak tavsiye edeceğim, çok iyi bir delikanlı var.
– Şu an zaten ihtiyacımdan çok başkan yardımcım var, gerekmez…
– Ama, bu çocuk Lord Rothschild’in damadı…
– Bak o zaman oldu… Gelsin başlasın…
—–
Farklı bakmak, farklı düşünmek, farklı çözümler bulmanızı sağlar.
—–
NASA uzaya astronot gönderdiğinde tükenmez kalemlerin yer çekimi olmayan ortamda çalışmadığını fark etti. Yerçekimi olmadığı için mürekkep kağıdın üzerine akmıyordu.

Bu problemin çözümü NASA’ya on yıla ve 12 milyon dolara maloldu. Öyle bir tükenmez kalem ürettiler ki bu kalem, yerçekimsiz ortamda, yukarı yönde, suyun altında ve sıfırın altından 300 C’ye kadar olan sıcaklıklarda yazı yazmaya olanak sağlıyordu.
Peki Ruslar ne yaptı…?? Kurşun kalem kullandılar.
Fakat üzülmeyin, bakış açınızı değiştirirseniz ne harcadığınız para boşa gider, ne harcadığınız zaman..
Zira Amerika’lılarda da öyle oldu. Uzayda yazan tükenmez kalemi bulmak aynı zamanda mürekkep püskürten yazıcının bulunmasına da sebep oldu ve Amerika’lılar harcadıkları paranın en az 100 bin katını kazandılar.
Her problemin hem basit hem de uzun bir çözümü vardır. Hangisini seçeceğinizi vakit sıkıntınıza göre ayarlayın artık :)
Ünlü psikiyatri profesörü Viktor Frankl da bâzı insanların zor ve değiştirilemez bir kadere sâhip olduklarını kabûl etmiştir. Fakat şartlar ne kadar zor olursa olsun intihar etmek kesinlikle kabûl edilemez bir seçenektir ilkesini savunmuştur. Nazi kamplarındayken bir arkadaşı intihar etmeyi plânladığını söylemiş. Profesör Frankl neden bu kararı aldın diye sorunca ?artık hayattan hiçbir beklentim kalmadı? diye cevap vermiş. Viktor Frankl da, cevap olarak, ?belki de sen hayattan ne bekliyorsun sorusu yerine hayat senden ne bekliyor sorusunu sorman gerekiyor? demiş.
Kendimize soralım;
Kaynak: http://www.keremdoksat.com/2011/01/29/ugur-alkan?dan-arketipal-kozmoloji-ve-dunya-tarihi/
Başarılı insanları incelediğimizde görünüşte diğer insanlardan çok farklı bir şeyler yapıyor gibi görünmeselerde, onları mükemmelleştiren ayrıntılara verdikleri önemdir.
Bir söz vardır çok severim, der ki; ‘Kusursuzluğu küçük şeyler oluşturur ama kusursuzluk küçük bir şey değildir.’
Sabahleyin Ajda Pekkan‘ın yakın arkadaşı Oya Germen‘in Ajda Pekkan’ın disiplinin anlatan bir konuşmasına şahit oldum. Yazın tatile bodruma gitmişler ve 4 günlük tatilde bile Ajda egzersiz aletlerini yanında götürmüş, her sabah saat 6’da spor hocası geliyormuş ve 1 saate yakın çalışıyorlarmış.
Tatilde bile her sabah 6’da kalkıp sporunu aksatmayan, disipline bu kadar önem veren birisi istemese dahi başarılı olur.
Şunu unutmayın Ajda Pekkan 1946 doğumlu, yani 2011 itibari ile 65 yaşında..
1964 yılında müziğe başladı, 1977 yılında Süperstar ünvanın aldı ve hala bu ünvanı koruyor, 65 yaşında bu enerji, bu sağlık asla ve asla tesadüf değil.
Bir gazeteci 102 yaşında olan bir adamla ropörtaj yapmaya gitmiş.
Haliyle ona bu yaşına kadar nasıl geldiğini, ne tür bir beslenme uyguladığını ve spor yapıp yapmadığını sormuş, uzun ve sağlıklı bir yaşam için ip uçları vermesini istemiş.
Yaşlı ve dinç adam gazeteciye, ben herhangi bir beslenme programı uygulamam ya da çok özel bir egzersiz programım falan yok demiş.
Gazeteci çok şaşırmış, yaşlı adam sözlerine devam etmiş, “Sadece kendimi bildim bileli tek bir şey yaptımtım ve asla yapmaktan vazgeçmedim.
Her sabah çok erken kalkarım, odamın perdelerini sonuna kadar açar ve o gün ister çok yağmurlu, çamurlu, gökgürültülü olsun, ister karlı, ister güneşli ya da sisli, kasvetli bir gün olsun…
Gökyüzüne uzun uzun bakar ve ‘Bugün tam benim istediğim gibi bir gün…Bu gün benim için muhteşem geçecek,’ derim.