Kalbin temizse hikayen mutlu biter!

Kategori: Kategorisiz Yazılar (page 1 of 9)

İnsanların Bakmadığı Yere Bakarsan, Görmediklerini Görürsün!

Diplomatın biri, fakir bir adamın yanına gider ve:

-“Oğlunun evlenmesini sağlayabilirim” der.
– Oğlumun hayatına asla karışmam…
– Ama, kız Lord Rothschild’in kızı…
– Haaa! O zaman başka…

Diplomatın ikinci durağı, Lord Rothschild’in yanıdır.

– Kızınız için bir kısmet buldum Lord’um..
– Benim kızım evlenmek için henüz çok küçük…
– Ama, bu delikanlı halihazırda Dünya Bankası Başkan Yardımcısı…
– Bak o zaman başka…

Diplomat, Lord’un yanından ayrıldıktan hemen sonra soluğu Dünya Bankası Başkanı’nın yanında alır.

– Size başkan yardımcısı olarak tavsiye edeceğim, çok iyi bir delikanlı var.
– Şu an zaten ihtiyacımdan çok başkan yardımcım var, gerekmez…
– Ama, bu çocuk Lord Rothschild’in damadı…
– Bak o zaman oldu… Gelsin başlasın…

 

—–

Farklı bakmak, farklı düşünmekfarklı çözümler bulmanızı sağlar.

—–
NASA uzaya astronot gönderdiğinde tükenmez kalemlerin yer çekimi olmayan ortamda çalışmadığını fark etti. Yerçekimi olmadığı için mürekkep kağıdın üzerine akmıyordu.

Bu problemin çözümü NASA’ya on yıla ve 12 milyon dolara maloldu. Öyle bir tükenmez kalem ürettiler ki bu kalem, yerçekimsiz ortamda, yukarı yönde, suyun altında ve sıfırın altından 300 C’ye kadar olan sıcaklıklarda yazı yazmaya olanak sağlıyordu.

Peki Ruslar ne yaptı…?? Kurşun kalem kullandılar.

—–

Bu kadar basit!

Fakat üzülmeyin, bakış açınızı değiştirirseniz ne harcadığınız para boşa gider, ne harcadığınız zaman..

Zira Amerika’lılarda da öyle oldu. Uzayda yazan tükenmez kalemi bulmak aynı zamanda mürekkep püskürten yazıcının bulunmasına da sebep oldu ve Amerika’lılar harcadıkları paranın en az 100 bin katını kazandılar.

—–

Her problemin hem basit hem de uzun bir çözümü vardır. Hangisini seçeceğinizi vakit sıkıntınıza göre ayarlayın artık :)

—–

 

İnsanların Bakmadığı Yere Bakarsan, Görmediklerini Görürsün!

Bayburt Üniversitesi Semineri ve Uçak Fobisi

15 Aralık Perşembe günü Bayburt Üniversitesinde seminer vermek için saat 05.30’da Atatürk Havaalanındaydım. İlk önce Trabzon’a gidecek, oradan Bayburt’a gidecektim.

İnsanların korkuları ve fobileri üzerine çalışan birisi olduğum için bir çok anlamda kendimi de korkutmayı severim. Zira uçak yolculuğu yapmadan bir gün önce National Geographic kanalında Uçak Kazası Raporu belgeselini izledim. Her bölümünde farklı bir uçak kazasını inceleyen bu programda, bu bölümün konusu iç hatlarda gerçekleşen bir kazaydı.

Neyse, zihnimde uçak kazası raporu ile uçağa bindim. Trabzon’a vardık, ben Trabzon’dan Bayburt’un 1,5 saat sürdüğünü biliyordum, onun için oraya gidince yerim diye yemek yemedim. Sonra yolda öğrendim ki Bayburt üç saat sürüyormuş, bir de yol yapım çalışmalarından dolayı 45 dakika gecikince benim karnım iyice acıktı :) Saat 13.05’te Bayburt’a geldim, hemen seminer salonuna gittik. Arkadaşlar yemek hazırladıklarını söylediler ama benim seminerim 13.30 ile 14.30 arasıydı, programı sarkıtamazdım, çünkü akşam uçağına yetişmem lazım, yollar da kapalı olduğu için yemeği boşverdim, seminer salonunu, videoları ve mikrofonu ayarladık. 13.40’da çıktım, 14.30’da bitirdim, teşekkür kısmından sonra hemen tekrar otobüse binip Bayburt’a döndüm. Tabii bu arada hala yemek yiyememiştim :)

Neyse saat 18.30 gibi Trabzon’a geldim, güzel bir yemek yedim ve havaalanına gittim.

Uçağa bindiğimde 30 yaşında bir adamla, annesinin hostese seslendiğini duydum, kadın dedi ki, oğlumun uçak fobisi var, ne yapacağız? Hostes de, hiç bir şey olmaz korkmayın dedi :)

Ben de içimden, merak etme ben burdayken bir şey olmaz dedim :)

Sonra ilginç bir şey oldu, meğer yanlış yere oturmuşlar ve çocuğun koltuğu benim yanımmış :)

Yanıma geldi, uçak kalmaya hazırlanırken nefes alışı değişti, korkmaya başladı ve o anda ona döndüm ve çalışmaya başladım.

Uçaktan inerken, ‘İniş çok zevkliymiş diyerek gülüyordu’…

Bu arada Bayburt Üniversitesi öğrencilerine de teşekkür etmek istiyorum, gayet açık fikirli, sıcak kanlı ve katılımcı bir enerji sergilediler. Daha uzun kalmak isterdim ama bu seferlik böyle oldu…

Bir başka seminer maceramda görüşmek üzere :)

Gerçeğin Dev Gölgeleri: Korkular

Resme Dikkatli Bakın!
Korkularımız çoğu zaman zihnimizde yarattığımız gerçeğin dev gölgeleridir. Bunu ancak korkularımızla yüzleştiğimizde anlarız, ‘Aslında korkulacak bir şey yokmuş!’ deriz.
Resme dikkatli bakın, resimdeki beyazlar Deve, dev gibi gözükenler ise sadece gölgesi…